Londra ekibinde Tudor depremi: Şampiyonlar Ligi hezimeti bardağı taşırdı

Tarihinin en zorlu dönemlerinden birini geçiren ve küme düşme hattının sıcaklığını hisseden Tottenham’da, Igor Tudor dönemi henüz başlamadan bitme noktasına geldi. Şampiyonlar Ligi’ndeki ağır Atletico Madrid yenilgisi sonrası soyunma odasında ipler koparken, Hırvat teknik adamın kalecilere yönelik sert tavrı bardağı taşıran son damla oldu.

Premier Lig’de kabus gibi bir sezon geçiren Tottenham, toparlanma ümidiyle göreve getirdiği Igor Tudor yönetiminde daha derin bir krize sürüklendi. Ligde kalma mücadelesi veren Londra ekibi, saha sonuçlarının yanı sıra takım içi disiplin ve oyuncu-teknik direktör ilişkilerinde de büyük bir kırılma yaşıyor. Son olarak UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında kendi evinde Atletico Madrid’e 5-2 mağlup olan İngiliz ekibinde, Tudor’un geleceği ciddi şekilde sorgulanmaya başlandı.

Soyunma odasında güven bunalımı

İngiltere’nin yüksek tirajlı gazetelerinden The Times'ın haberine göre, Tottenham soyunma odasında futbolcuların büyük çoğunluğu Hırvat teknik adama olan saygısını yitirmiş durumda. Haberin detaylarında, Tudor’un Atletico Madrid karşılaşması öncesinde ve maçın kritik anlarında kaleciler Vicario ve Kinsky’ye karşı sergilediği agresif tavrın, takım genelinde şok etkisi yarattığı vurgulanıyor. Oyuncuların, teknik direktörün iletişim yöntemlerinden duyduğu rahatsızlık, saha sonuçlarına da doğrudan yansıyor.

İstatistikler alarm veriyor

Igor Tudor yönetiminde Premier Lig’de üç maça çıkan Tottenham, bu süreçte puanla tanışamadı. Savunma disiplininden uzak bir görüntü sergileyen ekip, bu üç karşılaşmada kalesinde 10 gol görürken rakip filelere sadece 3 gol bırakabildi. Arsenal’a 4-1, Fulham’a 2-1 ve Crystal Palace’a 3-1 mağlup olan Londra temsilcisi, tarihinin en istikrarsız savunma performanslarından birine imza atıyor.

Liverpool maçı son şans

Kulüp yönetiminin, yaşanan bu kaos ortamına rağmen Tudor’a son bir kredi tanıdığı belirtiliyor. Hafta sonu oynanacak olan kritik Liverpool mücadelesi, Hırvat çalıştırıcı için tam anlamıyla bir "kader maçı" niteliği taşıyor. Alınacak olası bir başarısız sonuçta, yönetimin görevine son vermesine kesin gözüyle bakılıyor.

İLGİLİ HABERLER