Ahbap Derneğine yönelik başlatılan yasal süreç kapsamında gözaltına alınan ve aralarında sanatçı Haluk Levent ile avukat Ece Güner'in de bulunduğu 14 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu gelişmenin ardından, Haluk Levent’in müzik yolculuğuna beraber başladığı eski dostu, yönetmen ve sanatçı Mahsun Kırmızıgül sessizliğini bozdu. Sosyal medya hesabı üzerinden "Bir Haluk Levent hikayesi…" başlığıyla uzun bir paylaşım yapan Kırmızıgül, geçmişe dair bilinmeyenleri de anlatarak içini döktü.
Geçmişteki borçlarını biz ödedik
Paylaşımında 1990'lı yıllara ve şöhret basamaklarını birlikte tırmandıkları döneme değinen Mahsun Kırmızıgül, Haluk Levent'in o yıllarda da kötü alışkanlıkları nedeniyle ciddi bir borç sarmalına girdiğini hatırlattı. Levent’i Adana Karataş Cezaevi’ne bizzat kendisinin, Özcan Deniz ve rahmetli yapımcı Hilmi Topaloğlu’nun götürdüğünü belirten Kırmızıgül, "O günlerde sekiz ayrı bankaya olan borçlarını kapatabilmen için, Star TV’de yaptığım diziden kazandığım parayla borçlarını ödedik. Yeniden ayağa kalkman için elimizden geleni yaptık" diyerek geçmişte verdikleri büyük finansal ve manevi desteği dile getirdi.
Küllerinden doğduğunu düşünmüştük
Yıllar sonra Haluk Levent'in Ahbap Derneği çatısı altında gerçekleştirdiği insani yardımları ve sivil toplum faaliyetlerini gördükçe büyük bir gurur duyduğunu ifade eden Kırmızıgül, eski dostunun karanlık günleri geride bıraktığına inandığını belirtti. Levent'in devlet kademelerinden destek gördüğünü, ödüller aldığını ve büyük markaların sponsoru olduğunu hatırlatan ünlü yönetmen, sanatçının yeniden kumar masalarına ve ekranlarına dönmesine anlam veremediğini vurguladı.
Depremzedelerin güvenine sırt çevirdin
Özellikle deprem döneminde halkın resmi kurumlar yerine Ahbap Derneğine ve Haluk Levent'e güvendiğini, ellerindeki son birikimleri bile fona aktardığını belirten Kırmızıgül, mektubunda şu sert ifadelere yer verdi: "Depremde insanlar evlatlarını, annelerini, babalarını toprağa verirken, kendi yaralarını sarmaya çalışırken milyonlarca insan elindekini avucundakini devletin kurumları yerine sana gönderdi. Depremde ölen insanlar için, dünyalar güzeli o çok özel kızının hatırı için bile o masalara bir daha oturmamalıydın. Keşke ellerin kırılsaydı da bu alışkanlıklara bir daha dönmeseydin. Milyonlarca insan sana ışık yaktığı halde o karanlığın içinden aydınlığa çıkamadın."
En çok kızını düşünüyorum
Yaşanan bu durumun sadece Haluk Levent’i değil, ona inanan ve güvenen tüm dostlarını, sevenlerini de derinden yaraladığını belirten Kırmızıgül, yazısını dostuna yönelttiği cevapsız bir soruyla sonlandırdı: "Yaptıkların sadece seni yıkmadı. Ben bugün en çok seni değil, o çok özel olan kızını düşünüyorum. Çünkü bir evlat, babasının omuzlarında güveni öğrenir. Sen, onun uğruna bütün kötü alışkanlıklarını, bütün tutkularını, bütün zaaflarını geride bırakmalıydın. İçimde cevabını bulamadığım tek bir soru kaldı: Gerçekten değdi mi Haluk?"