Prof. Dr. İsmail Erünsal: 400 yıllık kadı sicillerinin orijinal ciltleri sökülüp suni deriyle kaplandı

Osmanlı kültür tarihi uzmanı Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Türkiye'deki kütüphanecilik ve arşivcilik politikalarına yönelik çarpıcı uyarılarda bulundu. Hükümetin kütüphanelere büyük bütçeler ayırdığını ancak liyakatsiz atamalar nedeniyle bu yatırımların heba olduğunu belirten Erünsal, işi bilmeyen yöneticiler eliyle yüzlerce yıllık tarihi eserlerin ve arşiv referanslarının nasıl tahrip edildiğini somut örneklerle gözler önüne serdi.

Tarihçi yazar Emrah Safa Gürkan'ın sunduğu bir programa konuk olan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Türkiye'de kütüphanecilik alanında yaşanan yapısal krizleri ele aldı. Devletin son yıllarda yazma eserlere ve kütüphanelere ciddi ödenekler sağladığına değinen tecrübeli akademisyen, asıl sorunun bu kurumlara işin uzmanı olan kütüphanecilerin veya arşivcilerin atanmaması olduğunu vurguladı. Erünsal, kütüphanelerin başına edebiyatçı, tarihçi veya ilahiyatçı gibi farklı disiplinlerden isimlerin getirildiğini belirterek, uzmanlık ve liyakat eksikliğinin asırlık kültürel mirasa onarılamaz zararlar verdiğini ifade etti.

Tarihi eserlere 'pandizot' cilt tahribatı

Kütüphanelere ve arşivlere atanan eğitimsiz personelin tarihi dokuya verdiği zararı çarpıcı bir olayla örneklendiren Erünsal, akılalmaz bir uygulamayı paylaştı. Bir müftülükte yer alan ve 300-400 yıllık geçmişi olan kadı sicillerinin başına getirilen bilgisiz bir yöneticinin, eserlerin kenarları eskidiği için orijinal tarihi ciltlerini kopardığını aktardı. Bu asırlık eserlerin sıradan bir ciltçiye gönderilerek "pandizot" adı verilen ucuz suni deri malzemeyle yeniden kaplatıldığını belirten Erünsal, söz konusu yöneticinin bu tarihi katliamı bir de "büyük bir hizmet" olarak sunmasını eleştirdi.

Topkapı Sarayı belgelerinin referans kodları yok edildi

Prof. Dr. Erünsal'ın aktardığı bir diğer kriz ise araştırmacıların can damarı olan arşiv tasnif sistemlerinde yaşandı. Arşivcilik formasyonu olmayan kişilerin idaresinde, Topkapı Sarayı'ndan gelen asırlık belgelerin referans numaralarının tamamen değiştirildiği ortaya çıktı. Erünsal, bu keyfi ve bilinçsiz yeni numaralandırma sistemi yüzünden, bugüne kadar yazılmış akademik kitaplarda ve makalelerde atıf yapılan asırlık belgelerin artık araştırmacılar tarafından bulunmasının neredeyse imkansız hale getirildiğine dikkat çekti.

Kütüphaneler akademik personelin sürgün yerine döndü

Üniversitelerdeki kütüphane yönetim anlayışını da vizyonsuzluk olarak değerlendiren Erünsal, birçok eğitim kurumunda kütüphanelerin istenmeyen idari ve akademik personel için adeta bir "sürgün yeri" olarak kullanıldığını kaydetti. Üniversite rektörlerinin kütüphane kurma mantığını da sert dille eleştiren profesör, rektörlerin rafları doldurmak adına etraftan "bağış kitap" toplama telaşına düştüğünü hatırlattı. Erünsal, gelişmiş ülkelerdeki yurt dışı üniversitelerinin yüksek işletme, raf ve iklimlendirme maliyetleri nedeniyle bağış kitap kabul etmediğini; bir üniversite kütüphanesinin yalnızca kurumun akademik vizyonuna ve öğrenci ihtiyaçlarına yönelik nokta atışı eserleri barındırması gerektiğini sözlerine ekledi.

İLGİLİ HABERLER