Javier Bardem, Oscar sahnesinde ödül takdimi öncesinde yaptığı çarpıcı açıklamayla geceye damga vurdu. Üzerinde "Filistin" yazılı bir iğne ve "No a la Guerra" (Savaşa Hayır) yazılı bir pankartla görülen yıldız oyuncu, bölgedeki sivil katliamlarına karşı net bir duruş sergiledi. Bardem, kırmızı halı röportajlarından basın toplantılarına kadar her fırsatta İsrail'in bölgedeki operasyonlarını eleştirmesiyle tanınıyor.
Festivallere ve Sansüre Karşı Açık Mektup
Geçtiğimiz Şubat ayında, aralarında 81 eski ve yeni Berlinale katılımcısının bulunduğu bir grupla birlikte Alman festival yönetimine açık bir mektup gönderen Bardem, festivalin İsrail'in Gazze'deki eylemlerine karşı çıkan sanatçıları sansürlemesini kınadı. Mektupta, Alman devletinin bu süreçteki rolü ve sanat üzerindeki kısıtlamalar sert bir dille eleştirildi. Bardem, sanatın ve sanatçının bu tip durumlarda sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı.
Sinema Dünyasında Boykot Hareketi
Bardem, İsrail merkezli film şirketlerine yönelik başlatılan boykot hareketine de (Film Workers For Palestine) tam destek veriyor. "Apartheid ve soykırıma karıştığı" iddia edilen kurumlarla çalışmayı reddeden bu girişim, festivallerden yapım şirketlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ünlü aktör, bu duruşun etnik veya dini kökenlere değil, doğrudan bu eylemleri destekleyen tüzel kişiliklere karşı olduğunu belirtti.

Netanyahu Yönetimine Sert Eleştiriler
Benjamin Netanyahu hükümetini sık sık eleştiren Bardem; San Sebastian ve Cannes gibi prestijli film festivallerinin Gazze konusunda sessiz kalmasını kabul edilemez bulduğunu ifade etti. Bardem, sadece sözle yetinmeyerek aksiyon almayı da sürdürüyor.

Sinema Aracılığıyla Filistin Hikayeleri
Aktivist kimliğini yapımcılık projelerine de taşıyan Bardem, meslektaşı Mark Ruffalo ile birlikte Ürdün'ün Oscar adayı "All That’s Left Of You" filmine yönetici yapımcı olarak katıldı. Cherien Dabis imzalı film, on yıllara yayılan bir süreçte bir Filistinli ailenin dramını ve hayatta kalma mücadelesini beyaz perdeye aktarıyor.