İBB Şehir Tiyatroları’nda 8 Mart’ta kadınların sesi yükseldi

İBB Şehir Tiyatroları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde “Güçlenme Anlatıları-Dayanışma İçin” ve “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyunlarıyla seyirci karşısına çıktı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları sanatçıları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında sahneledikleri etkinliklerle seyirciyle buluştu. “Güçlenme Anlatıları-Dayanışma İçin” adlı okuma tiyatrosu ve “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyunu, kadınların sesi ve dayanışma mesajlarıyla sahnede yer aldı.

“Güçlenme Anlatıları-Dayanışma İçin” Sahnelendi

İBB Şehir Tiyatroları’na bağlı Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi (ÇGSM) tarafından düzenlenen okuma tiyatrosu, Müze Gazhane Meydan Sahne’de izleyiciyle buluştu. Kadına yönelik şiddete karşı toplumsal farkındalık oluşturmayı amaçlayan etkinlikte, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın “Kadına Yönelik Şiddet Deneyimleri” ve “Şiddete Karşı Anlatılar” kitaplarından Emre Koyuncuoğlu tarafından derlenen metinler okundu.

Aslı İçözü’nün yönettiği ve kostüm tasarımını Duygu Ateş’in üstlendiği okuma tiyatrosunda Aslı İçözü, Aslı Öngören, Berna Adıgüzel, Hazal Uprak, Şirin Asutay, Yeşim Koçak ve Emre Koyuncuoğlu sahne aldı. Etkinlik, izleyicilere duygusal anlar yaşattı.

“Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” Üsküdar’da Sahneye Çıktı

İBB Şehir Tiyatroları ayrıca Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyununu 8 Mart’a özel olarak Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde sahneledi. Oyun, İstanbul fonunda Ayfer (Şebnem Köstem), Başak (Esin Umulu) ve Melis (Yeliz Şatıroğlu)’in hikâyesini konu alıyor.

Sanatçılardan 8 Mart Bildirisi

Her iki etkinliğin ardından İBB Şehir Tiyatroları sanatçıları tarafından hazırlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bildirisi okundu. Bildiride kadınların eşitlik mücadelesinin tarihsel sürecine değinilerek şu ifadeler yer aldı:

"Bugün yeryüzündeki tüm kadınların eşitlik haklarını dile getirdiği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü. 18. yüzyıldan itibaren yapılan uluslararası konferanslarda, yayınlanan bildirilerde “kadın özgür doğar ve erkeklerle aynı haklara sahip olmalıdır” şiarıyla eşitlik talepleri dile getirilse de hep görmezden gelinmiştir. Ta ki o gün: 1857 yılının 8 Mart’ına kadar…

New York’ta bir tekstil fabrikasında 40 bin kadın işçi insani koşullarda çalışma talebiyle greve başlar. Polisin saldırısı, kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve çıkan yangın sonrası bir katliam gerçekleşir. Son nefesine kadar onurlu taleplerini haykıran 120 kadın işçi, alın teri döktükleri fabrikada can verir. Bu mücadelenin küllenmesine izin vermeyen Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg gibi öncü kadınların önerisi sayesinde 8 Mart uluslararası bir anma günü haline gelir.

Erkeklerle eşit haklara sahip olma, ekonomik hak ve özgürlük, şiddete maruz kalma, medeni haklar gibi pek çok konu, yine büyük mücadele ve girişimler sonrasında, çeşitli sözleşmelerin imzalanmasıyla sonuçlanır. Dünyadaki girişimler zamanla Osmanlı’da da yankısını bulur. Çeşitli cemiyetler ve yayınlar aracılığıyla daha çok özgürlük talep edilir ancak ne yazık ki ülke işgal edilmek üzeredir. Artık bütün ülkenin özgürlüğü için savaşma vaktidir.

Milli mücadelede vatan, hayat mücadelesinde kendi özgürlüğünü korumaya çalışan kadınlar... Adlarını cesaretleriyle tarihe, fedakârlıklarıyla kalplere yazdıran kadınlar... Bugün bizler Gördesli Makbule, Halime Çavuş, Kara Fatma, Nezahat Onbaşı, Şerife Bacı ve daha binlercesini anmadan 8 Mart kutlayamayız.

Ve sonrasında… o cephelerde onbaşı rütbesi almış Halide Edib Adıvar, Nezihe Muhittin, Fatma Aliye, Sabiha Sertel, Fatma Nudiye Yalçı, Suat Derviş gibi isimlerin attığı öncü adımlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri sayesinde hedefine ulaşmaya başlar. Cumhuriyetimizin henüz ilk yıllarında kadınlara seçme seçilme hakkı ile medeni kanunda tanınan haklar başta olmak üzere pek çok ülkeye örnek gösterilebilecek haklar sağlanır.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Darülbedayi’den günümüze sahne emekçileri… Afife’den Bedia Muvahhit’e, Ayla Algan’dan Seda Fettahoğlu’na kadar yitirdiğimiz tüm kadın oyuncularımızı rahmet ve sevgiyle anıyoruz.

Ve bugün, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni’nden dramaturglarına; tasarımcılardan oyuncularına; terzilerden ışıkçılarına; kuaförlerden butafora; şapkacılardan sahne-kostüm ve ışık uygulamacılarına; idari personelimizden gişelerimize, yemekhanemizden temizlik işçilerimize kadar sahne önü ve gerisinde çalışan tüm kadınlarımızın emekleri üzerinde yükseliyor.

Ve bizi bugünlere getiren; gelecek günleri ilmek ilmek işleyerek büyüten; evinde – işinde hiçbir şeye emeğini esirgemeyen; hayatın her yerine bir ömür yetişmeye çalışan ve kundağını sardığı çocuğu binbir emekle büyüttükten sonra tabutuna sarınan annelerimiz… Hiçbirinizin hakkını ödeyemeyiz. Bugün 8 Mart: O fabrikanın alevlerini bir meşale gibi, elden ele günümüze kadar ulaştıran ve gelecek nesillerin yolunu aydınlatacak olan tüm emekçi kadınlarımıza selam olsun."

İLGİLİ HABERLER