Anadolu Ajansı tarafından servis edilen o çarpıcı fotoğraf karesi, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ne katılan “First Lady”ler onuruna verdiği yemeğin tüm zarafetini ve ihtişamını gözler önüne seriyordu. Kusursuz bir uyumun yansıdığı bu masa tasarımı ve göz alıcı çiçekler, arkasında çok ciddi bir emeği, sanatı ve vizyonu barındırıyordu. Aslında bu özel davetin her bir detayı, alanında uzmanlaşmış, vizyoner kadınların titiz çalışmalarının ve Türk kültürünü dünyaya tanıtma tutkusunun birer yansımasıydı.
Masa Tasarımında “Haan” İmzası ve Neslihan Torun Kaya
Bu görkemli devlet başkanları ve First Lady’ler yemeğinin masa tasarımını, Torunlar Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun’un kızı Neslihan Torun Kaya ve onun kurucusu olduğu “Table Setting” ile yemek servisi markası “Haan” üstlendi. Aslında bir hukuk fakültesi mezunu olan ve Torunlar Grubu’nun AVM işlerinin başında bulunan Neslihan Torun Kaya, aynı zamanda davet ve yemek masası organizasyonunda harikalar yaratan bir isim. NATO Zirvesi’nin tüm yemek düzenlemelerinin arkasında bizzat bulunan ve servisin her aşamasıyla yakından ilgilenen Emine Erdoğan, bu önemli zirvenin masa düzenleme tasarımını aylar öncesinden kendisine emanet etmiş.

Masa düzeni dendiğinde akla ilk gelen tabak, çatal ve bıçak uyumunun çok ötesine geçilen bu tasarımda, örtülerden tabaklara kadar her parçanın derin bir anlamı var. Emine Erdoğan’ın olgunlaşma enstitülerine verdiği büyük değer, masanın kumaşlarında hayat bulmuş. Masa örtülerindeki ince el işçilikleri, Türkiye’nin altı farklı bölgesindeki altı ayrı olgunlaşma enstitüsüne paylaştırılarak tamamen elde işlenmiş. Örtülerin eteklerinde ise iki karenin birbiri üzerine 45 derece döndürülerek yerleştirilmesiyle elde edilen, sekiz köşeli Selçuklu Yıldızı motifi modernleştirilerek stilize edilmiş bir şekilde kullanılmış.

Neslihan Torun Kaya, masayı tasarlarken beş vazgeçilmez ilke üzerinden ilerlediklerini belirtiyor. Masadaki her objenin kendi içinde bir hikâyesinin olması, tüm parçaların birer zanaat ürünü niteliği taşıması, sürdürülebilirlik esasına dayanması ve hem örtülerde hem de sofra takımlarında mutlaka Türk motiflerine yer verilmesi bu ilkelerin belkemiğini oluşturuyor. Beşinci ve en kritik ilke ise, Türk motiflerinin en klasik ve baskın halleriyle kullanıldığında göz yorucu bir etki yaratabilme ihtimaline karşı, tüm desenlerin modernleştirilerek günümüze uyarlanmış olması. Masada yer alan ve tamamen Türk tasarımı olan çatal, bıçak takımları ile Haan markasını taşıyan tabakların hepsi, yüzde 100 Türk üretimi olarak bu vizyonu tamamlamış.

Porselen Çiçeklerin Zarafeti ve Melisa Buyruk
Masaların en yenilikçi, şaşırtıcı ve farklı yanı ise şüphesiz kullanılan çiçeklerdi. Protokol kuralları gereği, davetlilerin masanın iki tarafından birbirlerini rahatça görebilmeleri ve iletişimin kopmaması için çiçek boylarının 25 santimetreyi aşmaması gerekiyordu. Ancak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki bu masayı diğerlerinden ayıran asıl büyük özellik, kullanılan çiçeklerin gerçek ya da plastik olmamasıydı.

Masa üzerindeki o zarif bitkilerin her biri, porselen çamurundan tek tek yoğrularak şekillendirilmiş porselen çiçeklerdi. Bu eşsiz sanat eserlerinin arkasında ise dünyaca ünlü seramik sanatçısı Melisa Buyruk bulunuyordu. Eserleri, prestijli Louvre Abu Dhabi Müzesi’nin kalıcı koleksiyonuna kabul edilen ilk Türk sanatçısı olma unvanını taşıyan Buyruk, vizyonuyla zirve masasına benzersiz bir estetik ve kalıcılık katmış oldu.

Michelin Yıldızlı Lezzetler ve Şef Sinem Özler
Bu görsel şölenin lezzet ayağında ise Türk mutfağını kariyerinin merkezine oturtan, Michelin listesinde de yer alma başarısı göstermiş yetenekli şef Sinem Özler vardı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında uluslararası heyetlere verilen resmi yemeğin menüsünü hazırlayan üç şeften biri ve mutfaktaki tek kadın şef olan Özler, Türkiye'nin gastronomi mirasını dünya liderleriyle buluşturdu.

Altyapı çalışmaları sekiz ay, aktif hazırlık süreci ise bir buçuk ay süren bu dev organizasyonda, şefler kendi alanlarında özel menüler oluşturarak toplantılar ve demolar gerçekleştirdi. Emine Erdoğan’ın Anadolu mutfağının tanıtılması konusundaki özel hassasiyeti doğrultusunda, menünün tamamı Türk ve Anadolu kültürünü yansıtacak şekilde kurgulandı. Sinem Özler, 300 kişilik dev bir oturuma eş zamanlı ve kusursuz bir servis sağlayabilmek adına kalitesini ve sıcaklığını koruyan, operasyonel olarak güçlü bir menü tasarladı.

Menünün imza lezzetleri arasında, şefin özellikle ısrarcı olduğu içli köfte ve kabak çiçeği dolması başı çekiyordu. Urla'dan özel olarak getirtilen enginarlar ve zeytinyağlıların ön planda olduğu yemekler, geleneksel irmik helvası ile taçlandırıldı. Tüm ürünlerin Anadolu'nun dört bir yanından özel olarak seçilip getirildiği bu yemekte, hazırlanan tabakların mutfağa tamamen boş dönmesi, Sinem Özler için aylarca süren stresin ve yorgunluğun yerini tarif edilemez bir gurura bırakmasını sağladı. Dünyada çok az kişiye nasip olacak böylesi bir platformda Türk mutfağını ve kültürünü temsil eden Özler, hem bir kadın şef hem de bir Türk vatandaşı olarak alnının akıyla bu tarihi gecede unutulmaz bir iz bıraktı.