Ali Mesut Çelik'ten İstanbul için 2040 ulaşım vizyonu açıklaması: “Otomobile mecburiyeti azaltmalıyız”

İBB Ulaşım Komisyonu Başkanı Ali Mesut Çelik, İstanbul'un 2040 ulaşımını anlattı. Çelik, hedefin otomobili kaldırmak değil, otomobile mecburiyeti azaltmak olduğunu söyledi.

İBB Ulaşım Komisyonu Başkanı Ali Mesut Çelik, Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi Derneği tarafından düzenlenen Mobilite Vizyonu 2040 Zirvesi'nde İstanbul'un gelecekteki ulaşım sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çelik, “Karma Mobilite İçin 15 Yıllık Yol Haritası” başlıklı panelde yaptığı konuşmada, 2040'ın mobilitesinin yalnızca yeni araçlar ve teknolojiler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

“2040'ın mobilitesini sadece hangi araç gelecek sorusuyla ele almamalıyız”

Ali Mesut Çelik, konuşmasına şu ifadelerle başladı:

Sayın moderatör, değerli konuşmacılar, kıymetli misafirler;

Bugün 2040'ın mobilitesini konuşurken genellikle araçların geleceğini konuşuyoruz.

Elektrikli araçlar, otonom araçlar, robotaksiler, yapay zekâ, bağlantılı araçlar...

Bunların hepsi çok önemli.

Ama ben meseleyi biraz farklı bir yerden ele almak gerektiğini düşünüyorum.

Bence asıl soru şu:

2040 yılında bu teknolojiler hangi şehirde, hangi ulaşım sistemi içerisinde ve hangi amaçla kullanılacak?

Çünkü teknoloji değişebilir.

Araç teknolojileri değişebilir.

Enerji kaynakları değişebilir.

Ancak bugün yaptığımız şehir planlama ve altyapı yatırımlarının etkisi onlarca yıl bizimle kalacak.

Bu nedenle 2040'ın mobilitesini sadece "hangi araç gelecek?" sorusuyla değil, "nasıl bir şehir oluşturacağız?" sorusuyla ele almalıyız.

“İstanbul'da bunun cevabı karma mobilitedir”

İstanbul gibi büyük bir metropolde ulaşımın farklı türlerin bir arada çalıştığı bir sistem üzerinden planlanması gerektiğini belirten Çelik, şöyle devam etti:

İstanbul gibi büyük bir metropolde bunun cevabı bana göre karma mobilitedir.

Metro, metrobüs, otobüs, deniz ulaşımı, taksi, özel otomobil, bisiklet, mikromobilite, elektrikli araçlar ve gelecekte robotaksiler...

Bunların birbirinin alternatifi değil, aynı ulaşım ağının farklı parçaları olduğunu düşünmemiz gerekiyor.

Ben 2040'ın ulaşım sistemini bir araç kataloğu olarak değil, bir mobilite ağı olarak görüyorum.

Vatandaşın önceliği "hangi araca bineceğim?" sorusu olmamalı.

"En güvenli, en erişilebilir, en hızlı ve ihtiyacıma en uygun şekilde hedefime nasıl ulaşacağım?" sorusunun cevabı olmalı.

Toplu ulaşım güçlü bir omurga oluşturacak

Çelik, karma mobilitenin güçlü bir toplu ulaşım altyapısına ihtiyaç duyduğunu belirterek İstanbul'da raylı sistemlerin ve yüksek kapasiteli toplu ulaşım sistemlerinin temel omurgayı oluşturması gerektiğini söyledi.

Burada toplu taşımanın rolü çok önemli.

Çünkü karma mobilitenin güçlü bir omurgaya ihtiyacı var.

İstanbul'da bu omurganın raylı sistemler ve yüksek kapasiteli toplu ulaşım sistemleri olması gerektiğini düşünüyorum.

Bunun etrafında otobüsler, deniz ulaşımı, mikromobilite, taksi, paylaşılmış ulaşım ve geleceğin otonom sistemleri birbirine bağlanmalı.

“Mesele, vatandaşın otomobile mecburiyetini azaltmak”

Özel otomobilin 2040 yılında da hayatın bir parçası olacağını ifade eden Çelik, hedefin otomobili tamamen ortadan kaldırmak değil, vatandaşların otomobile duyduğu zorunluluğu azaltmak olduğunu vurguladı.

Dolayısıyla 2040'ı "otomobilin bittiği" bir gelecek olarak da görmemeliyiz.

Özel otomobil 2040'ta da hayatımızın bir parçası olacak.

Mesele otomobili ortadan kaldırmak değil.

Mesele, vatandaşın otomobile mecburiyetini azaltmak.

Vatandaşa "otomobilini kullanma" demek yerine, "otomobilini kullanmak zorunda kalmayacağın bir şehir" tasarlamak çok daha doğru bir yaklaşım.

Elektrikli araçlar ulaşım sorunlarını tek başına çözmeyecek

Elektrifikasyonun ulaşım dönüşümünün önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Çelik, elektrikli araçların tek başına şehirlerdeki ulaşım problemlerini ortadan kaldırmayacağını söyledi.

Elektrifikasyon da bu dönüşümün önemli bir parçası.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmalıyız:

Elektrikli otomobil, otomobilin enerji kaynağını değiştirir.

Ama tek başına şehirdeki ulaşım problemlerini çözmez.

Elektrikli bir otomobil de yol alanına, park alanına ve ulaşım altyapısına ihtiyaç duyar.

Dolayısıyla 2040 hedefimiz yalnızca yakıtı değiştirmek değil, hareketliliği daha verimli hale getirmek olmalı.

Robotaksiler hangi sorunu çözecek?

Çelik, robotaksiler konusunda da araç sayısından çok şehir içindeki ulaşım sorunlarına sağlayacağı katkının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Robotaksiler konusunda da benzer bir yaklaşım gerektiğini düşünüyorum.

Robotaksinin gelip gelmeyeceği tartışmasından çok, geldiğinde şehir için hangi problemi çözeceğine odaklanmalıyız.

Metro istasyonuna erişimi mi kolaylaştıracak?

Gece ulaşımındaki boşluğu mu dolduracak?

Düşük yoğunluklu bölgelerde toplu ulaşımı mı tamamlayacak?

Engelli bireylerin erişimini mi kolaylaştıracak?

Yoksa mevcut özel araç yolculuklarının yerine mi geçecek?

Robotaksinin başarısını sadece kaç aracın yollarda olduğuyla değil, şehirde hangi yolculukları daha verimli hale getirdiğiyle ölçmeliyiz.

“Veri de altyapıdır”

2040 ulaşım sisteminde verinin fiziksel altyapı kadar önemli olacağını belirten Çelik, farklı ulaşım verilerinin birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

Burada veri de en az fiziksel altyapı kadar önemli.

2040'ın ulaşım altyapısını sadece raylardan, yollardan, duraklardan ve şarj istasyonlarından ibaret düşünemeyiz.

Veri de altyapıdır.

Toplu taşıma verisi, trafik verisi, otopark verisi, yolculuk talebi, şarj altyapısı, mikromobilite, lojistik ve gerçek zamanlı ulaşım bilgilerinin birlikte çalışması gerekiyor.

Yapay zekâ ve ulaşım yönetimi

Yapay zekânın ulaşım yönetiminde daha iyi kararlar alınmasına katkı sağlayabileceğini belirten Çelik, teknolojik kararların aynı zamanda kamu politikasıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Biraz önce "şehir beyni" başlıklı oturumda yapay zekânın şehir trafiğini nasıl yönetebileceğini konuşacağız.

Burada benim özellikle altını çizmek istediğim bir ayrım var:

Yapay zekâ bize daha iyi kararlar verebilir.

Ama hangi kararın alınacağı yalnızca teknolojik bir mesele değildir.

Otobüse mi öncelik vereceğiz?

Özel araca mı?

Yayaya mı?

Bisiklete mi?

Acil durum araçlarına mı?

Bu, aynı zamanda şehir yönetimi ve kamu politikası meselesidir.

Dolayısıyla 2040'ın mobilitesinde teknoloji ile kamu yönetiminin birlikte çalışması gerekiyor.

İstanbul'un 2040 mobilitesi için 5 temel hedef

Ali Mesut Çelik, İstanbul'un 2040 ulaşım vizyonu için beş temel hedef belirledi:

  1. Erişilebilirlik
  2. Farklı ulaşım türlerinin entegrasyonu
  3. Temiz enerji ve elektrifikasyon
  4. Veri, yapay zekâ ve otonom teknolojilerin etkin kullanımı
  5. İnsan odaklılık

Çelik, mobilitenin nihai amacının daha fazla araç üretmek değil, insanların şehir içinde daha güvenli, kolay, ekonomik ve sürdürülebilir şekilde hareket edebilmesini sağlamak olduğunu ifade etti.

“Geleceğin ulaşımını şehirlerimizi nasıl tasarladığımız belirleyecek”

İstanbul'un 2040 mobilitesine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Çelik, ulaşım sisteminin güçlü bir toplu ulaşım omurgası üzerine kurulması gerektiğini belirtti.

Ben İstanbul'un 2040 mobilitesini böyle görüyorum:

Güçlü bir toplu ulaşım omurgası.

Bu omurgaya entegre olmuş farklı ulaşım türleri.

Elektrikli ve daha temiz ulaşım teknolojileri.

Gerektiğinde kullanılan otonom ve paylaşılmış mobilite çözümleri.

Veriyle yönetilen bir ulaşım sistemi.

Ve bütün bunların merkezinde insan.

Sonuçta geleceğin ulaşımını yalnızca araçlar değiştirmeyecek.

Geleceğin ulaşımını, şehirlerimizi nasıl tasarladığımız belirleyecek.

Teşekkür ederim.

“2040'ın mobilitesi nasıl bir şehirde yaşamak istediğimizin hikâyesidir”

Çelik, zirveye ilişkin paylaşımında ise İstanbul'un 2040 mobilitesinin yalnızca araçlar ve teknolojiler üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

İstanbul’un 2040 mobilitesini bugünden konuşmalıyız. Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi Derneği’nin düzenlediği Mobilite Vizyonu 2040 Zirvesi’nde, “Karma Mobilite İçin 15 Yıllık Yol Haritası” başlıklı panelde İstanbul’un gelecekteki ulaşım sistemini ve şehirlerin mobilite dönüşümünü konuştuk.

Benim için 2040’ın mobilitesi, yalnızca yeni araçların ve yeni teknolojilerin hikâyesi değil. Bu, nasıl bir şehirde yaşamak istediğimizin hikâyesidir.

-Raylı sistemlerin ve toplu ulaşımın güçlü bir omurga oluşturduğu,
-Elektrikli ve paylaşımlı araçların doğru yerde konumlandığı,
-Otonom araçlar ve robotaksilerin toplu ulaşımı tamamladığı,
-Mikromobilitenin günlük ulaşımın doğal bir parçası olduğu,
-Veri ve yapay zekânın daha doğru kararlar almamıza yardımcı olduğu,
-İnsanların ve şehirdeki yük hareketliliğinin birlikte planlandığı bir İstanbul.

Bence hedef çok net:

Otomobili ortadan kaldırmak değil, otomobile olan mecburiyeti azaltmak. Çünkü daha fazla araç değil, daha iyi işleyen bir ulaşım sistemi istiyoruz.

İstanbul’un 2040 vizyonunu bugünden planlamak zorundayız. Altyapıyı, teknolojiyi, kamusal alanı ve ulaşım politikalarını birlikte düşünmeliyiz.

Ve şunu unutmamalıyız:

Geleceğin mobilitesi bir araç kataloğu değil, entegre bir mobilite ağıdır.

Bu değerli buluşmaya ev sahipliği yapan Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi Derneği’ne, katkı sunan moderatörümüz Alex Koster’a ve kıymetli panel arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

İLGİLİ HABERLER