Muğla'nın Dalaman ilçesindeki Dalaman Çayı'nda 19 Ağustos'ta rafting sırasında suya düşerek boğulan 14 yaşındaki Taha Emir Kaya'nın annesi Çiğdem Katalıoğlu, yaşananları anlattı ve yetkililere çağrıda bulundu. Kocaeli'nin Darıca ilçesinde yaşayan aile, tatil için gittikleri Fethiye'de otel görevlilerinin yönlendirmesiyle rafting turuna katılmıştı.
Otelden alınan aile, Dalaman'a bağlı Gürlek köyündeki nehre götürüldü. Kask ve can yeleği giydirilen 8 kişilik grup, şişme botla hareket ettikten kısa süre sonra zorlu bir bölgeye geldi. Çiğdem Katalıoğlu, eşi Kadir Katalıoğlu ve oğlu Taha Emir Kayaalp dengelerini kaybederek suya düştü. Anne ve baba kurtulurken, Taha Emir'in ayağı kayalıklara sıkıştı. Uzun uğraşlar sonucu sudan çıkarılan genç, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Anne: Dere rafting için elverişli değil
Çiğdem Katalıoğlu, oğlunun ölümünden rafting firmasını ve çalışanlarını sorumlu tutuyor. "Rafting yapılan dere kesinlikle bu spora elverişli değil.
Tüm sorumluların cezalandırılmasını istiyorum" diyen anne, firmanın kaçak çalıştığını ve ilk yardım eğitimlerinin bulunmadığını öne sürdü. Katalıoğlu, "Alelacele can yeleklerini giydirdiler.
Can yelekleri o kadar eski ve yıpranmıştı ki oğluma taktıkları yelek omzundan kayıyordu. Kaskı da kafasına tam oturmuyordu.
Sonrasında hemen para telaşına girdiler" dedi.

Eğitim verilmeden bota bindirilmişler
Rafting sırasında verilen komutların kendilerine anlatılmadığını belirten Katalıoğlu, "Raftingde 'sağ' dediği zaman sağa, 'sol' dediği zaman sola kürek çekiyorsun. 'Otur' dediği zaman tehlikeli bir yerden geçeceğin için oturuyorsun. Eğitmen seni yönlendiriyor, botu eğitmen yönlendiriyor ve seni oradan güvenli şekilde geçiriyor. Bunları hiçbir şekilde bize anlatmadılar. Hiçbir profesyonellik yoktu" ifadelerini kullandı.
O anları anlattı: Oğlum elini uzattı, göz göze geldik
Katalıoğlu, kaza anını şöyle anlattı: "En tehlikeli akışkan kaya ile bizim bot arasında çok uzak bir mesafe yoktu. Kalktıktan sonrasını hatırlamıyorum. Ben ters takla atıyorum, sonra akıntıya kapılıyorum. O tehlikeli kayada oğlumu görüyorum. Oğlum bana elini uzatıyor, elini yakalıyorum. Sonra göz göze geliyoruz. Bir su geliyor, beni altına çekiyor ve oğlumdan ayrılıyorum. Çamaşır makinesinin sıkma devri gibi beni suyun altında çevirip çevirip kayadan kayaya vurdu."
Suda yüzeye çıktıktan sonra oğlunu aradığını belirten anne, "Oğlum nerede diye bağırdım. Bir baktım, oğlumun ayağı o tehlikeli dediğim kayaya sıkışmış. Oğlumu oradan çıkaramıyorlar. Can yeleği yukarı çıkmıştı. 'Kafasını kaldırın, oğlumun kafasını kaldırın' diyorum. Hala 'Ayağını çıkaramıyoruz' diyorlar. Oğlumun kafasını kaldırmıyorlar, atılan ipi tutamıyorlar" dedi.
Can yeleği geç çıkarıldı, ambulans geç geldi
Eğitmenin uyarısıyla oğlunun can yeleğinin çıkarıldığını söyleyen Katalıoğlu, "O yeleği en başında çıkarsalardı benim çocuğumun ayağı kurtulup suya daha önceden savrulacaktı. Sonra çıkardılar, kenara aldılar oğlumu.

Bizim gibi 2 vatandaş vardı. Bir tanesi otopsi doktoruymuş, bir tanesinin de ilk yardım eğitimi varmış.
Benim çocuğumla canla başla 1,5 saat uğraştılar. Çocuğumun dudakları mosmordu, hiçbir tepki yoktu.
Birden dudaklarına kan geldi, suyu çıkarmaya başladı ama tepki yoktu" ifadelerini kullandı.
Ambulansın yaklaşık 1,5 saat sonra geldiğini belirten Katalıoğlu, "Ambulanstakiler müdahale edip adrenalin verdiler. Nabzı geldi, kalbi geldi. 40 kilometrenin üzerine çıkamıyor ambulans. Biz öyle bir yoldayız. 1,5 saat sonra hastaneye gittik" dedi.
Para teklifini reddetti
Çiğdem Katalıoğlu, rafting firması yetkililerinin eşine para teklifinde bulunduğunu ileri sürerek, "Benim oraya ödediğim miktarı geri vermek istiyorlar. Benim oğlumun ölüm haberi gelmiş. Belki o miktar değil, daha fazla bir miktar teklif edeceklerdi. Ben asla böyle bir şeye müsaade etmem. Ben çocuğumun üstünden 1 lira dahi almam" diye konuştu.
Bölgenin kapatılmasını istiyor
Rafting yapılan bölgenin kapatılmasını isteyen Katalıoğlu, "Sadece şunu söylemek istiyorum; orası değil bir çocuğun, bir yetişkinin bile rafting yapabileceği bir yer değil. Profesyonellerin yeri bile değil.

Kesinlikle kimse orada rafting yapmamalı. Çünkü suyun altı kaynıyor, çok hızlı bir şekilde çeviriyor.
Suyun altı kayalık dolu. Duramıyorsun.
Ne kadar güçlü olursan ol duramıyorsun. Bu arkadaşların ilk yardım eğitimleri, hiçbir belgeleri yokmuş ve kaçak yapıyorlarmış.
Tabii ben bunları sonrasında öğrendim. Benim canım yandı, ne küçük ne büyük kimsenin canı yanmasın.
Sadece oranın kapatılmasını istiyorum" dedi.
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında rafting firmasından bir yetkili tutuklandı. Taha Emir'in cenazesi, 21 Ağustos'ta Kocaeli'de Gebze Balçık Mezarlığı'nda toprağa verildi.