AKP öncesi Türkiyesinde olsaydı, İstanbul Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar’ın HSK’ye gönderdiği ve adliyedeki rüşveti anlattığı mektubu yayımlandığında ortalık ayağa kalkardı. O mektubu yazan savcıyı ve suçlanan yargıçları, o sabah adliye önünde gazeteci ordusu karşılardı.
Ama öyle olmadı, BirGün’de Timur Soykan imzalı “Adaletin çarkı rüşvetle döndü” manşetinin yayımlandığı 13 Ekim sabahı adliyenin önüne tek bir gazeteci bile gitmedi. Muhalif haber sitelerinde manşetler arasında yayımlandı bir süre. Ama o akşam iktidar kanallarını geçtim; Halk TV veFlash Haber’in ana haberlerinde bile değinilmedi rüşvet mektubuna. KRT TV başsavcının şikayetini haber bülteninde duyurdu. FOX TV kısa bir haber olarak verdi. Tele1’de de sadece “18 dakika” programında konuşuldu.
Ertesi gün sadece dijital yayımlanan Gazete Pencere ve Gazete İkinci Yüzyıl’da “Başsavcı’dan HSK’ya rüşvet yazısı” haberi vardı. Ama iktidar gazeteleri gibi Cumhuriyet, Evrensel, Karar, Sözcü ve Yeniçağ’da da savcının mektubu tek satır bile haber olamamıştı. Düşünün bir başsavcının, uyuşturucu ve gasp sanıklarının, bahis baronlarının tahliyesi, erişim engelleme kararları için adliyede tarife oluştuğunu somut örnekler vererek yaptığı şikâyeti hem iktidar yanlısı medya hem de muhalif medya duymazdan gelmişti!
6 Ekim’de gönderilen mektupla ilgili işlem yapmayan yargı ise haberden sonra harekete geçti. Ama ne hareket! BirGün’ün haberi ve Timur Soykan’ın sosyal medyadaki paylaşımları hakkında erişim engelleme ve içerikten kaldırma kararları verildi. Artı Gerçek, Gazete Duvar, Gerçek Gündem, Oda TV, Diken, Evrensel, Journo, Medyascope, Politik Yol, Serbestiyet ve T24 sitelerinde yayımlanan haberler ile Gökçer Tahincioğlu’nun “Çürüme: Yargıda temiz eller mi, güç savaşları mı?” yazısı gibi birkaç örnek dışında muhalif medyanın büyük bölümü bu engelleme kararlarından sonra da sessiz kaldı.