Tülay Hatimoğulları: "Barış sürecinin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan’dır"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, teröristbaşı Abdullah Öcalan için "umut hakkı" vurgusu yaparak barış sürecinin hukuk ve demokrasiyle güçlenmesi gerektiğini belirtti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “umut hakkı” vurgusu yaparak, barış sürecinin hukuki ve siyasal zemininin eksik olduğunu söyledi.

Hatimoğulları, “Umut hakkı, Sayın Abdullah Öcalan dâhil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmadan hukuki zemin eksik kalır. Barış sürecinin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan’dır ve buna göre hareket edilmelidir” ifadelerini kullandı.

6 şubat depremleri: devlet ilk günlerde yoktu

Konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Hatimoğulları, arama-kurtarma çalışmalarının hayati olduğu ilk günlerde devletin sahada olmadığını söyledi.

Adıyaman’daki anmada yükselen “Sesimi duyan var mı? Üşüyorum. Kurtarın beni” çığlıklarının üç yıl önce enkaz altından yükselen sesler olduğunu belirten Hatimoğulları, bu durumun toplumun hafızasına kazındığını ifade etti.

Deprem sonrası hâlâ on binlerce insanın 21 metrekarelik konteynerlerde yaşadığını vurgulayan Hatimoğulları, elektrik kesintileri, mücbir sebep uygulaması ve deprem konutlarında “boş senet imzalatıldığı” iddialarını gündeme getirdi.

“Deprem konutları depremzedeye ücretsiz verilmelidir” diyen Hatimoğulları, senetlerin yok hükmünde sayılması çağrısında bulundu.

Ekonomi: vatandaş öfke duymasın da ne yapsın?

Türkiye’de ekonomik çöküşün derinleştiğini söyleyen Hatimoğulları, yoksulluk, işsizlik ve barınma krizinin toplumun en yakıcı sorunları hâline geldiğini ifade etti.

İktidarın “programın son aşaması” söylemini eleştiren Hatimoğulları, emeklilerin, işçilerin ve emekçilerin geçinemediğini vurgulayarak şu soruyu yöneltti:

“Vatandaşlar, işçiler, emekçiler bu duruma öfke duymasın da ne yapsın?”

İşçi eylemleri ve grevler

Hatimoğulları konuşmasında, Mersin Limanı’nda sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan işçilerden, Denizli’de sayaç okuma işçilerinin eylemlerine, Merzifon’daki grevden Migros depo işçilerinin taleplerine kadar birçok örneği sıraladı.

İşçilerin taleplerinin insanca yaşam koşulları olduğunu belirten Hatimoğulları, bu mücadelelerin kriminalize edilmesini eleştirdi.

ESP operasyonu: tutuklamalar keyfi ve hukuksuz

Bileşen parti ESP’ye yönelik operasyonlarda çok sayıda kişinin tutuklandığını hatırlatan Hatimoğulları, bu tutuklamaları “keyfi ve hukuksuz” olarak nitelendirdi.

MESEM eylemleri, Suruç anmaları, Che Guevara posteri ve Komünist Manifesto kitabının suç unsuru gibi gösterildiğini belirten Hatimoğulları, dosyaların içinin boş olduğunu savundu.

“ESP’li yoldaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır” çağrısı yaptı.

Barış süreci: demokrasi ve hukuk olmadan olmaz

Barış sürecinin uzun süredir Suriye ve sınır ötesi gelişmelere bağlandığını ifade eden Hatimoğulları, “Türkiye’de barışı başka dosyaların rehinesi hâline getirmeyin” diyerek iktidara seslendi.

Barışın üç temel ayağı olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, bunları demokratikleşme, hukuk ve özgürlükler olarak sıraladı.

AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söyleminin inandırıcı olmayacağını belirten Hatimoğulları, infaz rejimi, TMK ve TCK’de kapsamlı değişiklikler gerektiğini söyledi.

“Barış; demokrasiyle birlikte yürüyen, hukukla güvence altına alınan, özgürlüklerle güçlenen bir halk iradesidir” diyen Hatimoğulları, DEM Parti’nin bu süreçte sorumluluk almaya devam edeceğini ifade etti.

İLGİLİ HABERLER