İstanbul Valisi Davut Gül, Adalar bölgesindeki Tavşan Adası’nda yürütülen denizsel ekosistem restorasyon ve koruma faaliyetlerini yerinde gözlemledi. 2017 yılından bu yana Emine Erdoğan’ın himayesinde sürdürülen Sıfır Atık hareketiyle entegre bir şekilde ilerleyen projeler, deniz tabanındaki biyolojik çeşitliliğin yeniden canlandırılmasını hedefliyor. Vali Gül’e incelemeleri sırasında Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samet Ağırbaş ile Deniz Yaşamını Koruma Derneği Başkanı Volkan Narcı eşlik etti.
Çevre Kültürünün Yaygınlaştırılması
İncelemeler sonrası açıklamalarda bulunan İstanbul Valisi Davut Gül, çevre bilincinin toplumsal bir yaşam tarzına dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Gül, "Sıfır Atık meselesi, çevre meselesi.
Sadece bir günlük, bir haftalık ya da bir etkinlik değil. Bunun bir kültür oluşması için, bunun bir yaşam tarzı olarak kabul edilebilmesi için 7’den 70’e her birimizin sahiplenmesi, 7’den 70’e her birimizin bunu içselleştirmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Vali Gül, kirlenmenin temel kaynağının insan baskısı olduğunu belirterek, bu baskının durdurulması durumunda doğanın kendini yenileme kapasitesine sahip olduğunu hatırlattı. Devletin yürüttüğü projelerin sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenmesinin önemine değinen Gül, "Aslında yaşadığımız şehirde de etrafımızdaki şehirlerde de, dünyanın çeşitli yerlerinde de gördüğümüz şey şu: Kirlenmenin en önemli sebebi, belki de tek sebebi insan.
İnsan baskısı ortadan kalktığında, kirlenme durduğunda doğa bir şekilde kendini yeniliyor. Ama o ya da bu sebepten dolayı kirlendiyse, bunun tekrardan temizlenmesi maddi manevi bir zaman alsa da bir maliyet oluştursa da bu da mümkün.
İşte burada, Tavşan Adası’nda kıymetli başkanımızın bize anlattığı, Samet Başkanımızın daha etraflıca bilgi verdiği bu konuda da güzel örneklerimiz var. Kirlenmenin durması, bozulmanın durması ve daha önce kirlenenin de belli bir takvim içerisinde temizlenmesi mümkün.
Bunu çeşitli bakanlıklarımız yapıyor. Devletin yaptığına sivil toplum kuruluşlarının destek olması, bu anlamda bir kültür oluşturulması için çalışması da en az kamunun yaptığı kadar kıymetli.
Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himaye ettiği Sıfır Atık Vakfımız, gördüğünüz gibi, birçoğuna şahitlik ettiğiniz gibi, neredeyse her hafta, her ay dünya çapında ses getirecek etkinlikler yapıyor. Bu şunu gösteriyor: Sıfır Atık meselesi, çevre meselesi, sadece bir günlük, bir haftalık bir etkinlik değil.
Bunun bir kültür oluşması için, bunun bir yaşam tarzı olarak kabul edilebilmesi için 7’den 70’e her birimizin sahiplenmesi, 7’den 70’e her birimizin bunu içselleştirmesi gerekiyor. İnşallah başta Sıfır Atık Vakfımız olmak üzere diğer sivil toplum kuruluşları, kıymetli başkanlarımız ve destek verecek hemşehrilerimizle birlikte iyi örneklerin çoğaltıldığı, kötülüklerin ortadan kalktığı, bozulmanın durdurulduğu bir gelecekte yeni etkinliklerde bir araya gelmek istiyoruz.
Ben tekrardan emeği geçen dernek başkanlarımıza, vakıf başkanımıza ve bu işleri himaye eden saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’ye, her türlü desteği veren Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyor, bu güzellikleri hemşehrilerimizin görmesini istirham ediyorum" şeklinde konuştu.
Hayalet Ağlarla Mücadele
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samet Ağırbaş, Tavşan Adası’ndaki çalışmaların bilimsel bir temele dayandığını ve bu modelin diğer denizlere yayılmasının hedeflendiğini belirtti. Ağırbaş, "Tavşan Adası’nda bilimsel araştırma, koruma, restorasyon ve sürekli izleme bir arada yürütülüyor ve buradaki çalışmanın, inşallah önümüzdeki günlerde Marmara Denizi’mizde ve diğer denizlerimizde de daha fazla yaygınlaşması için çalışmalarımız devam edecek.

Bu bölgede mercan habitatları güçlendiriliyor. Deniz tabanındaki hayalet ağlar temizleniyor ve bu atıkların yeniden ham maddeye dönüşmesiyle döngüsel ekonomiye katkı sağlanıyor.
Bu noktayı çok önemli buluyorum. Ne yazık ki bugün denizlerimizdeki en büyük tehlikelerden, en büyük tehditlerden bir tanesi de hayalet ağlar.
Ne yazık ki hayalet ağlardan dolayı bugün deniz tabanındaki canlı yaşamı gerçekten tehdit altında. Çünkü denizlerden çıkardığımız bir atığı yeniden kaynağa dönüştürebiliyorsak, burada yalnızca denizlerimizi temizlemiyoruz.
Aynı zamanda sıfır atık anlayışımızı sahada uygulamış oluyoruz. Türkiye’de Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinde başlatılan Sıfır Atık hareketinde de tam olarak bu var.
Kaynaklarımızı korumak, atığımızı azaltmak ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmak var" dedi.
Antalya'da Yeni Pilot Bölge
Deniz Yaşamını Koruma Derneği Başkanı Volkan Narcı, 11 yıllık restorasyon sürecinin Marmara Denizi için bir umut ışığı olduğunu vurguladı. Narcı, "Tavşan Adası Deniz Koruma Alanı’ndayız.
11 yıllık bir restorasyon çalışmasının, koruma hikâyesinin tam olarak göbeğindeyiz. Marmara Denizi artık yaşamıyor mu, ne derecede dediğimizde aslında bir umut olduğumuz, ülkemizin şu anda hem sıfır atık kapsamında hem COP kapsamında tam olarak örnek bir pilot bölgedeyiz.
Bu alan, 7 buçuk milyon metrekare alanında Cumhurbaşkanlığımız tarafından korunması gerekli esas alan ilan edildi ve 700’e yakın kök mercanın burada restorasyonu yapılıp, hayalet ağlar temizlenip, örnek koruma statüsü ve çalışmaları yürütülüyor. Yaptığımız buradaki iyi örneği artık bir pilot çalışma olarak, COP’umuzun da sahibi olduğu Antalya’mızda, ülkemizde İç Adalar’da, Antalya Valiliğimizle beraber ikinci bir örnek çalışmayı da hayata geçiriyoruz.
Oradan da hem Türkiye’mizde Marmara Denizi’mize hem de Akdeniz’de, Antalya’da COP’a ve dünyaya şunu söyleyeceğiz: Türkiye, 30x30 hedeflerini sözde ve masada değil, sahada aktif olarak tüm paydaşlarıyla, tüm kurumlarıyla beraber iyi örneklerini yönettiğimiz bir alan" ifadelerini kullandı. Projenin Antalya’ya taşınması, Türkiye’nin deniz koruma hedeflerini uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde temsil etmesine olanak tanıyacak.
Gelecek Vizyonu ve Hedefler
Tavşan Adası’nda elde edilen başarı, sadece yerel bir temizlik çalışması değil, aynı zamanda döngüsel ekonomi için de bir laboratuvar niteliği taşıyor. Deniz tabanından çıkarılan atıkların ham maddeye dönüştürülmesi, Sıfır Atık vizyonunun somut bir yansıması olarak görülüyor.
Önümüzdeki dönemde Antalya’da hayata geçirilecek yeni koruma alanları ile birlikte Türkiye’nin 30x30 hedefleri doğrultusunda deniz ekosistemini koruma kapasitesinin daha da artırılması planlanıyor. Bu çalışmaların, hem Marmara hem de Akdeniz havzasındaki biyoçeşitlilik kaybını durdurması ve deniz yaşamını eski sağlığına kavuşturması bekleniyor.