Özgür Özel: Ekrem İmamoğlu buradan çıkacak, bu ülkeye cumhurbaşkanı olacaktır!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri'deki grup toplantısında İBB davasını Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına benzetti. Özel, Ekrem İmamoğlu'na namusuyla kefil olduğunu belirterek, "İki sene sonra caps olsun diye söylüyorum; İmamoğlu bu ülkede cumhurbaşkanı olacak" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Silivri’de düzenlediği grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davaya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özel, Ekrem İmamoğlu ve diğer sanıkların yargılandığı davaya ilişkin değerlendirmesinde sürecin siyasi olduğunu savundu.

“İmamoğlu Bu Ülkeye Cumhurbaşkanı Olacak”

Özel konuşmasında, “Savcı ne isteyecek, hakim ne verecek hep beraber göreceğiz ama namusumla kefil olduğum bir şey var ki İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecek. Bugün için değil iki sene sonra caps olsun diye söylüyorum. İmamoğlu buradan çıkacak ve bu ülkeye cumhurbaşkanı olacak” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Bu Cezaevini Kumpas Davalarıyla Tanır”

Silivri’de geçmişte görülen davalara atıfta bulunan Özel, Türkiye’nin bu cezaevini geçmişte yaşanan “kumpas davalarıyla” tanıdığını söyledi. AK Parti ile Fetullahçı terör örgütünün geçmişte birlikte hareket ettiğini savunan Özel, o dönemde gazetecilerin, siyasetçilerin ve askerlerin yargılandığını ifade etti.

Gizli Tanık ve İddianame Eleştirisi

Konuşmasında Ergenekon ve Balyoz davalarını da hatırlatan Özel, o dönem kullanılan gizli tanıkların ve hazırlanan iddianamelerin daha sonra geçerliliğini yitirdiğini ileri sürdü. İBB davasına ilişkin hazırlanan iddianamenin de benzer şekilde eleştirildiğini belirten Özel, davanın siyasi olduğuna inananların oranının yüksek olduğunu söyledi.

“İktidar Yürüyüşünden Vazgeçmeyeceğiz”

CHP’nin siyasi mücadelesini sürdüreceğini vurgulayan Özel, partinin milletvekilleri, teşkilatları ve cumhurbaşkanı adayıyla birlikte iktidar yürüyüşünden vazgeçmeyeceğini ifade etti.

Özel'in konuşmalarından öne çıkanlar şöyle: 

"Bir kara düzeni yargılamanın ve bugün sanık sandalyesinde gösterilmeye çalışanları aslında bu milletin bir faniyi layık görebileceği en üst mertebede olmasını müjdelemenin gayreti içindeyiz. Bugün burada hiç şüphe yok ki tarih tekerrür etmektedir. Türkiye bu cezaevini nice kumpas davalarıyla tanır. AKP, Fetullahçı terör örgütüyle kol kola girerek gazetecileri, siyasetçileri, aydınları yargılayıp cezaevine koydu. Zaman geçti tarih iki taraftan brini haklı çıkardı. O gün yargılananlar bu cezaevinden başı dik çıktı. Kimi iki kez üç kez hapis cezasına çarptırıldı. Yani idam kaldırılmamış olsa AK Parti'nin kara düzeni Fetullahçı Terör örgütüyle birlikte ülkenin genel kurmayını iki kere asacaktı. O gün kaçanlar sıçan gibi kaçtı yurtdışına. 

Öyle bir ayrıcalıklı hal ki kendisi HSK'dan başsavcı ama istediği savcıyı, hakimi uzaklaştırıp getiren bir kudretteydi şimdi o HSK'nın başına geçti. Bunlarla iş yapmayanı Türkiye'deki 9 farklı ile sürdüler.

Bizi iktidar yürüyüşten almaya çalışanların oyununa gelirsek onlar kazanır. Biz iktidar yürüyüşle meşguluz sanki Türkiye'de bağımsız yargı varmış gibi arkadaşlarımızı bu vicdansızların eline bırakırsak da onlar kazanır. bir tek çivi, atacak bir tek kurşun yokken yedi düvele karşı vatanı nasıl kurtarıp cumhuriyeti kurduysak bunu da başaracağız. Bu parti milletvekilleriyle, parti meclisi üyeleriyle, il ve ilçe başkanlarıyla, genel başkanıyla, cumhurbaşkanı adayıyla ne mücadelen ne bu haksız mücadeleye direnmekten ne de iktidara yürümekten vazgeçmeyecek.

Ergenekon ve Balyoz döneminde kimler vardı. Poyraz, Efe... Gizli tanıklar... Bunlar 'gördüm ama yüzümü gizliyorum' diyen ve aslında varolmayan kişiler. bu gizli tanıkların ifadeleriyle oluşturulmuş iddianame var.  O zaman ne dediler tuğla gibi iddianamemiz var. Bu iddianameden önce ne dediler. Yine tuğla gibi iddianamemiz var dediler.

İlker Başbuğ'a terörist dediler, yıllarca yattı ve çıkıp kumpası o deşifre etti. O tuğla gibi iddianame bomboş bir peçete gibi ortaya çıktı. O bomboş iddianamenin arkasında duranlar hain iftiracı çıktı. Arkasında duranlar 'ben de kandırıldım dedi ve aklınca işin içinden çıktı. İmamoğlu ve arkadaşlarımıza yazılan iddianameye tuğla gibi diyorlar. gizli tanıklara güveniyoruz diyorlar. Bu davanın siyasi olduğuna inananlar yüzde 60! Bu mahkeme nasıl yürüyecek? Savcı ne isteyecek, hakim ne verecek? Hep beraber göreceğiz ama namusumla kefil olduğum bir şey var ki İmamoğlu ve arkadaşlarımız bu milletin vicdanında beraat edecek. Bugün için değil iki sene sonra caps olsun diye söylüyorum. İmamoğlu buradan çıkacak ve bu ülkeye cumhurbaşkanı olacak.

Onlara ilk kez yenilgi tattırıldı ve kimyaları bozuldu. Hesap vermeyeceklerini sananlar, milletin nafakasını bile küçük küçük dağıtıp aslan payını kendisine ve yandaşına ayıranlar milletin geleceğine el koyduğunu görünce sanki normal bir seçim kaybedilmiş, biz öyle bir iktidar görmedik ve sonrası varlık yokluk mücadelesidir anlayışına bürünmüşlerdir. Geçmiş pratiklerine döndüler. onlara bir Zekeriya Öz daha lazımdı. Yıllarca mahkeme mahkeme gezdirdikleri adaleti katlettikleri ve sonra siyasetle ödüllendirdikleri birini alıp İstanbul'a başsavcı getirdiler. Bunu kaybettikleri seçimden sadece 7 ay sonra yaptılar. O süreçte CHP'nin hem özgüvenini hem milletin içinde oluşunu ve dolayısıyla görülmedik bir siyaset başarısını alt edemeyeceklerini gördüler.

Atatürk bunların görevini başına cumhuriyet koymuş! Savcı odalarına gelip hadi söyle ben işini çözerim dedikleri arayışların içine girdiler. Bir anda bir diploma a35 sene önce alınmış hem de yüzlerce kişiyle alınmış. Üniversiteye yazıyor diyor ki 'Acele et, derhal iptal et karar ver' Yoksa bu YSK dahil verilir. YSK ne zaman diploma istiyor? Muhtardan, milletvekilinden değil sadece cumhurbaşkan adayından istiyor. Başsavcı neyle meşgul! İstifaya zorlanan İşletme Fakültesi dekanı ve toplanmayan İşletme Fakültesi yerine 18 Mart akşamı kendi atadıkları, profesörlüğü tartışmalı bir heyete diplomayı iptal ettiriyorlar. 

Her birisinde gizlilik olan soruşturma olur mu kardeşim? bir elin bütün kuklaları yönettiği gibi hakimler, savcılar, polis, üniversite aynı anda koordine ediliyorsa maksat siyasi değil mi? bunlar iftira bu yapılanlar da haysiyet cellatlığı. Birisi cumhurbaşkanı kalsın diye bu kadar kul hakkına girmek nerede yazıyor. Bana Tayyip'ten korkan değil Allah'tan korkan AKP ve MHP'lilerin feraseti lazım. bir tek onlara güveniyorum. Nasıl 31 Mart'ta seçimi yendiğimizde '13 bin farkla seçimi ona mı vereceğiz' deyip 13 bin farkı 45 günde 806 bin İstanbullu adaletin bozduğu teraziyi dengeye getirdiyse bugün de onlara güveniyorum.

1 yıldır dediler ki 560 milyar yolsuzluk var. 560 kuruş bulamadılar. duruşmanın başlayacağı gün 3 yandaş gazete biri 30 milyonun, biri 35 biri de 40 milyonun hesabını verecekler diyor. Bir tanesi bile iddianamede yok. 560 diye tepinenler şimdi diyor ki öyle duyduk.

TRT'ye sorduk dolar görüntüsü nereden çıktı. Elimizde gerçek yoktu, stoktan kullandık şansınıza dolar çıktı dediler. bizim haklılığımız gizli tanıkların iftiralardan başka hiçbir şey kalmadı ellerinde. AKP döneminden kalmış bürokratlara, işten çıkmış namussuzlara tekliflerde bulunuyorlar. Daha önce suç işlemiş yargıtay aşamasında bulunanlara kurtaralım diye tekliflerde bulunuyorlar. Ekrem Başkanı ve birçok arkadaşımızı gizli tanık Meşe'nin ifadesiyle tutukladılar. İddianame çıktı, Meşe yok. Meşe'ye yönelik tutukluluklar ne olacak? Meşe'nin ifadesini bulduk. İddianamede arattık. İlke diye birini bulduk. İlke, Meşe'nin anlattıklarının yanısını anlatmış. Meşe'ye söz vermişler cezanı düşüreceğiz, şunu bunu sağlayacağız diye. Meşe bu dedikleri olmayınca tırmanmış adliyeye ve nihayetinde gizli tanıklıktan çekilmiş. Meşe'nin söyledikleriyle tutuklananlar var ne yapacaklar? Birebir aynı ifadeleri ilke diye bir gizli tanığa yapıştırmışlar. Tiyatroda birinin söyleyeceği söz vardır. A oyuncusu oynar, hastalanırsa B oyuncusu oynar. Gizli tanık değiştirmek diye bir hak yoktur. Değiştirilmişse de orada yazılmış bir metin değil, yalan vardır. Biz Silivri'ye yargılanmaya değil, yargılmaya gidiyoruz derken bunu diyordum. Yapmadık desinler. İmamoğlu'nu Meşe ile tutukladık ama İlke ile yargılamıyoruz desinler. Anlatım bozukluğu bile aynı! İşte buradayım. Hadi bizi mahcup etsinler!

İnsan ezilmek pahasına 11 ay direnmez. Bugün haklı çıkacağını biliyorsa 11 ay haklı durur. Bu dava ya bire düşer ya da 40'. Kanuna göre aynı dava kurayla ağır cezadan birine düşer. Önce Aziz ihsan Aktaş davası 1'e düştü. bu dava da 40'a düşecek dedik ve düştü. Bu ihtimal yüzde 2.4! bu ihtimal gerçekleşti. Savcı, Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirildi tarafsız bağımsız ve sözde türk milleti adına karar veren savcı... Adında cumhuriyet olan bir savcı bir yıl boyunca bunları yapacak sonra da bu mahkeme 1 yıldır konuşulan mahkemeye düşecek. 40. Ağır Ceza Mahkemesi başında bu fün çok konuşulan hakim var. Son TV, bunların operasyon sitesi. Ağustos ayında 40'ın hakimini övüyor ve yanındaki arkadaşı çok başarılı onu da 35'e yolladık diyor. Tayyip Bey diyordu ya eşlerinin gözlerine bakamayacaklar diye. Tamamının şantaj olduğu ortaya çıkan o işleri o siteye yazdırıyorlardı. O hakim tek değil, heyet var Heyettekilere güvenemiyorlar ve dışarıdan iki arkadaş daha atıyorlar. Dün üç kişi yargılamaya başlayacak. Türkiye siyasi tarihinin en zor üç davasından biridir. Ne beklersin? Çok tecrübeli bir hakim ve heyet beklersin. Koydukları hakim birinci sınıf olmak için avukatlık yaptıkları süre de eklenerek birinci sınıf oluyor. Akın Gürlek'le kararlar kurmuş yan yana. Hepsi AYM'den hak ihlali diye dönmüş. Örneğin; Sırrı Süreyya Önder kararı, bozulmuş. Birinci sınıfa ayrılma şartı AYM kararını bozmayacak. AİHM ve AYM kararlarının hepsi bozulmuş. Bütün acziyetiyle bu beyefendi orada dururken yanındaki iki üye hakimlik, savcılık sınavına hazırlanıyorum falan diyorlardı. Kurayla 1 yıl 9 aydır görevde olan iki arkadaş! Onların Anadolu'nun bir yerinde başarılı olmak için çalışmaları gerekirken Türkiye'nin en önemli davalarından birinin başındalar. 

İddianameye tuğla gibi demekten tutun FETÖ'nün bütün kumpaslarını yapanlar mahkemeye şöyle başladı; İmamoğlu'na 'Sanık Ekrem, otur yerine' dedi. Bunu Adnan Menderes'e diyorlardı. Karşısında dimdik bir iradeyi görünce de ne yapacağını şaşıyor. Dün tüm hataları söyledik, bugün hepsini telafi edip başlıyor. Böyle bir davaya verdiğin mahkeme heyetinde zerre şüphe olmayacak ki adil yargılanıyoruz diyeceğiz. Ekrem Başkan 'usule yönelik sözüm var, ilk benim konuşmam lazım' diyor. Dinlemeyeceğim seni diyor. bugün cübbeyi içeride giymiş, oldu mu diye de bakmış. Ekrem Başkan konuşacağım deyince de ilk ben konuşacağım diyor. Şov yapacaktı hakim izin vermedi dendi. Bugün bal gibi de izin verdi. Ne haber? Söke söke sözü aldı ve tarihe geçecek bir savunma yaptı. Erdoğan'ın gücüyle kamu gücünün kötü kullanılmasıyla bize kabaranlara şunu söylüyoruz; ahlaki üstünlükle, çoğunluk enerjisiyle devlet karşısına dikenlere milletin gücünü göstere göstere konuşuyoruz!

Dün bu açıklamanın benzerini yaptım daha kalacağım yere varmadan soruşturma açmış. Neden? Etkisiz, kifayetsiz dedim diye. Hakaretten soruşturma açtım, alenen yaptı arttırış isterim, kamu görevlisine yaptı alt sınırı 1'e çekerim... Kanunu atlamış. İspat hakkı! Hodri meyan! liyakatliler mi liyakatsizler mi? Onu mahkemede ispatlamayan ne olsun. Sen benim cumhurbaşkanı adayımın geleceğine karar vermek üzere 1 yıllık hakimleri oraya koyacaksın ben de çıkıp 'Mahkemeyi takip ettim' diyeceğim öyle mi? Hakime küfür mü ettik? Liyakatsiz, beceriksiz dedik. Kim diyor bunu? Erdoğan'ın medyası. Yıl 1989. Beyoğlu seçimleri. Erdoğan ilçe seçim kurulunu basar ve hakime hakaret edip kravatından tutup tokat atar. Hakim şikayetçi olur. Emniyete gidilir. Alınır getirilir bir hafta hakime tokat atma suçundan 7 gün yatar, 500 bin TL kefaletle serbest kalır. 6 ay hapis cezası alır ve para cezasına çevrilir. Sen hakime kravatından tutup tokat attığı kesinleşmiş mahkeme kararıyla para ödeyip hapisten çıkarak karşıma getirdiği hakime iki kelime ettim diye bana ceza verecekmiş. Hadi be oradan!

Sayın Bahçeli, F35 yoktur, alınır. Avrupa ile entegre olunur. Türkiye güçlüdür kimse yan bakmaz. Yeter ki bu acziyeti kuranlar gitsin ve yerine güçlü bir cumhuriyet hükümeti geldi. İç cepheyi güçlendirmekte biz varız. ABD ve İsrail'a karşı dik durmakta biz varız. Avrupa'nın bir parçası olarak ama Rusya'nın iyi bir komşusu, Azerbaycan'ın kardeşi olarak çözümünde de lojistik menfaati olan bir parti olarak İran'ın da demokratikleşmesini savunan bir partiyiz. Bölgeye lideri bir parti varsa biz hazırız. Cumhurbaşkanı lazımsa da sizinkiler yargılıyor, onu oradan çıkarıp cumhuriyetin başına getireceğiz."

İLGİLİ HABERLER