Kılıçdaroğlu'ndan AK Parti'ye geçen belediye başkanlarına sert tepki: "Ya malı götürmüş ya da götürmek istiyor"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinden ayrılarak AK Parti'ye geçen belediye başkanlarını hedef alırken yargı, tarım ve basın özgürlüğüne ilişkin mesajlar verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada terörle mücadeleden tarıma, basın özgürlüğünden yargıya ve belediye başkanlarının parti değiştirmesine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Terörle mücadele ve bölge mesajı

Kılıçdaroğlu, terör sorununun sona erdirilmesi için CHP'nin geçmişte olduğu gibi bugün de katkı verdiğini belirterek şunları söyledi:

"Terörün bitmesi için CHP olarak katkı verdik, mücadele ettik, adres gösterdik. Bu sorunun çözülmesi için geçmişte de katkı verdik, şu anda da veriyoruz. Bir an önce bu sorun çözülsün, bölge huzura kavuşsun.

Aynı ülkenin vatandaşlarıyız, birlikte olmalıyız. Ayrımcılığa da teröre de yer olmasın ve hep beraber bu ülkede huzur içinde yaşayalım. CHP'nin kalbi Doğu'da, Güneydoğu'da atıyor. Bunu bilmenizi isterim.

Cizre'nin kapısından günde bin 400'ü aşkın ticari araç ülkeyi terk ediyor, bir o kadarı da Türkiye'ye geliyor. Biz, Cizre'nin bu bağlamda büyümesini ve bir lojistik üs olmasını istiyoruz.

Nusaybin'in sınır kapısı 14 yıldır kapalı. Bu kapının açılmasını istiyorlar. Bu sınır kapısı oldukça önemli.

Ziyaretimde yolculuk sırasında küçük bir kız çocuğu, "Okula gitmek istiyorum" diye yanıma geldi. Ancak okul yolları çok kötü dedi. Bu kızın talebini hem Millî Eğitim Bakanı'na hem de Ulaştırma Bakanı'na iletmek istiyorum. Bu kız okumak istiyor. Bu kızın talebini gerçekleştirmek hepimizin sorumluluğu."

"Hiçbir gazeteci tutuklanmamalı"

Basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, kendisinin medyada yoğun biçimde eleştirildiğini ancak gazetecilerin tutuklanmasını hiçbir zaman istemediğini söyledi:

"Medyada en sert eleştirileri alan benim. Bazıları gerçek dışı, abartılı ama ne olursa olsun hiçbir gazetecinin tutuklanmasını istemedim. Hiçbir zaman böyle bir söz ağzımdan çıkmadı.

Gazetecilerin hepsinin mutlaka doğru haber yaptığını iddia etmiyoruz. Ancak doğru haber yapmayanı da medyanın kendi aktörleri, kendi alanının dışına çıkarabilmeli.

Medyanın doğru haber vermediği, halkı yanılttığı için güven kaybettiğinin de farkındayım. Ama ne olursa olsun hiçbir gazeteci tutuklanmamalı, ev hapsi de uygulanmamalı.

Sadece hapiste olanlar mı, ev hapsinde olanlar mı? Hayır, Türkiye sorunlar yumağı içinde günlük yaşamını sürdürüyor."

Çiftçilere destek çağrısı

Kılıçdaroğlu, narenciye ve zeytin üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini savundu.

"Narenciye üreticisi, zeytin üreticisi, büyük sıkıntılarla karşı karşıyadır.

Eğer çiftçiyi desteklemezseniz biz beslenemeyiz. Bütün ürünleri dışarıdan getiririz. Bu da dışarıdaki elin oğlunu zengin etmek demektir. Bizim insanımızı neden varlıklı kılmıyorsunuz?

Bakın, Ziraat Odaları Birliği'nin araştırmasından okuyorum size.

Tarım bizim için de Türkiye için de önemli. Tarıma her türlü desteği vermemiz gerekiyor. Tarımla ilgili özel bir kanunumuz da var. Tarıma yapılacak destek, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 1'inden az olamaz.

Yüzde 1'i 630 milyar lira. Yani kanuna göre çiftçiye bir yılda bu kadar destek verilmesi gerekiyor. Peki, verilen destek ne kadar? 168 milyar lira. Neredeyse olması gerekenin beşte altıda biri. Yani yasa uygulanmıyor.

Lütfen çiftçileri örgütleyin, hakkınızı isteyin. CHP de kapı gibi arkanızda dursun.

Buna razı olmayın. Ben çiftçi olmadığım hâlde razı değilim. Siz çiftçisiniz, siz de razı olmayın. Cesur olun, biraz yürekli olun. "Ben yasal hakkımı istiyorum" deyin.

Size destek verecek olan partinin adı CHP'dir kardeşim. Diğerleri gibi değil; sizin hakkınızı, hukukunuzu savunacak olan partinin adı CHP'dir. Alın terinin partisidir CHP. Siz yeter ki hakkınızı isteyin. Hakkı teslim etmek bizim borcumuzun borcudur. Hakkınızı arayın, ben sizin hakkınızı teslim etmek için en önde yürüyeceğim."

"Kirli adamın, şaibeli adamın CHP'de yeri yoktur"

Partisine ilişkin mesaj da veren Kılıçdaroğlu, "Arına arına gideceğiz. Kirli adamın, şaibeli adamın CHP'de yeri yoktur." ifadelerini kullandı.

Yargı bağımsızlığına ilişkin açıklamalar

Kılıçdaroğlu, yargıçların bağımsız olması gerektiğini belirterek hâkim ve savcılara yönelik eleştirilerde bulundu:

"Adaleti savunmak zorundayız. Adaleti tecelli ettirecek olanlar yargıçlardır, hâkimlerdir. Hâkimlerin bağımsız olması lazım. Hâkimlerin vicdani kanaati çok önemlidir. Anayasa, hâkimin vicdanına ve kanuna göre karar vereceğini söylüyor. Eğer hâkim siyasallaşmışsa artık onda vicdani kanaat de yoktur, kanun da yoktur.

2 No'lu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir, bir televizyon kanalında konuşuyor. Bir hâkim birisinin torpiliyle giriyorsa ve hâkim oluyorsa o hâkim vicdani kanaatini mi dinleyecek, yoksa kendisine torpil yapan adamın talebini mi?

En büyük sorunumuz adalet. Tüm yargıçlara sesleniyorum:

Belediye başkanlarının evleri sabahın köründe basılmaz. Telefon edersiniz, gelirler. Buna siz cesaret veriyorsunuz; yargıçlar cesaret veriyor, savcılar veriyor. Beraber karar alıyorlar.

Davet edersin, “Gereğini yap” dersin. Kimse buna bir şey demez, kimse “Neden soruşturuyorsun?” diye sormaz. Yeter ki adaletli ol, yeter ki vicdanlı ol, yeter ki doğru karar ver.

Birilerinin talebiyle hâkimlik koltuğuna ya da kürsüsüne oturursan artık bağımsız karar veremezsin. Birilerinin talebiyle oraya geldin mi hakka, hukuka değil, seni oraya getiren adama hizmet edersin. Bu da hukuk değildir, adalet değildir."

AK Parti'ye geçen belediye başkanlarına tepki

Kılıçdaroğlu, CHP'den ayrılarak AK Parti'ye geçen belediye başkanlarını da hedef aldı. Parti değiştiren belediye başkanlarına yönelik ağır eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"AK Parti'ye transfer olan belediye başkanları…

Nasıl atandılar, nasıl seçildiler bilmiyorum ama yapay zekâya da hakaret etmek istemiyorum. Yapay zekâya iftira atma gibi bir hakkımız da yoktur.

Ama kardeşim, CHP'den seçiliyor bu kişi. Nasıl oluyor da birdenbire öbür tarafa transfer oluyor? Nasıl oluyor da düne kadar bir sürü laf ettiği, “Aman bunlara oy vermeyin” diye kapı kapı, sokak sokak gezdiği bir belediye başkanı bir gecede öbür tarafa transfer oluyor?

İki şey oluyor: Ya malı götürmüş, sığınacak yer arıyor; “Derhal buraya gel” diyorlar. Ya da henüz malı götürmemiş ama götürmek, çalmak istiyor.

Diyor ki: “E, ben CHP'nin markasıyla durursam bana hesap soracaklar. En azından oraya gideyim; hırsızlıkta sınır yok, malı götürmede sınır yok. İstediğin kadar çalar çırparsın, bir de iktidar sırtını sıvazlar.”

Bu belediye başkanlarında ahlak sorunu var, ar sorunu var.

Halkın oyunu alacaksın, CHP'nin oyunu alacaksın, hırsızlık yapacaksın, koşa koşa öbür tarafa gideceksin. “Ben de hırsızlık yaptım, ben de sizin gibiyim, bana dokunmayın; girdim aranıza” diyorsun.

Namuslu bir belediye başkanı seçmenine ihanet etmez. Sen seçmenine ihanet ediyorsun.

Yolsuzluk yapıyor, malı götürüyor, sığınacak yer arıyor; orada sırtı sıvazlanıyor.

Sanıyor ki o gidince tüm CHP'liler arkasından gidecek. Sanıyor ki… Sen malı götürdün, kendini güvenceye aldığın için oradasın. Ama sana güvenen CHP seçmeni asla arkandan gelmeyecek. Onlar gerçeği biliyor.

Hırsızlık yapan, yolsuzluğa bulaşan belediye başkanlarının sığınacağı yer AK Parti Genel Merkezi'dir."

İLGİLİ HABERLER