İstanbul Kartal'da yaşayan 65 yaşındaki Meryem Çağdaş, 1992 yılında başlayan gönüllülük serüvenini 36 kez kan bağışında bulunarak taçlandırdı. Kızılay'a olan bağlılığıyla çevresine örnek olan Çağdaş, sadece kendi bağışlarıyla kalmayıp eşi Hasan Çağdaş ve oğlu Mesut Çağdaş'ı da bu iyilik hareketine dahil etti. Sümer Günay Kan Bağış Merkezi'nde düzenlenen törenle altın madalya ile onurlandırılan Meryem Çağdaş, kan bağışının bir yaşam biçimi haline geldiğini vurguladı.
İlk günkü heyecanla devam ediyor
Kan bağışıyla 1992 yılında eşiyle birlikte yürürken tanıştığını belirten Meryem Çağdaş, o günden bu yana her bağışta aynı heyecanı hissettiğini ifade etti. Bağış yaptığı her seferinde bir hayat kurtarmanın ve doğaya bir fidan kazandırmanın huzurunu yaşadığını dile getiren Çağdaş, kanının bir hastaya ulaştığına dair gelen bildirimlerin kendisi için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söyledi.
Aile boyu gönüllülük
Meryem Çağdaş'ın teşvikiyle kan bağışçısı olan eşi Hasan Çağdaş 14, oğlu Mesut Çağdaş ise 12 kez kan bağışında bulunarak bronz madalya almaya hak kazandı. Yaş sınırları nedeniyle artık bağış yapamayan Çağdaş çifti, bu insani görevi oğullarının ve gelinlerinin sürdüreceğini belirtti. Mesut Çağdaş ise annesinin madalya törenlerinden etkilenerek başladığı bu yolda, çevresindeki arkadaşlarına da örnek olmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.

Düzenli bağışçılar hayati önem taşıyor
Sümer Günay Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Hüseyin Saraç, Meryem Çağdaş gibi düzenli bağışçıların Kızılay için vazgeçilmez olduğunu vurguladı.
Yapay kanın üretilemediği bir dünyada, kanın sürekli bir ihtiyaç olduğunu hatırlatan Dr. Saraç, Türkiye genelinde günlük ortalama 8 bin 500 ünite kan toplandığını ve bu ihtiyacın karşılanmasında gönüllülerin büyük payı olduğunu belirtti.
Uzmanlar, hemoglobin değerleri uygun olan kadınların 4, erkeklerin ise 3 ayda bir kan bağışında bulunabileceğini hatırlatarak vatandaşları duyarlı olmaya çağırdı.