İnsani Gelişme Endeksi
Şimdi diyelim kentlerimiz küresel, bölgesel, ulusal ve yerel özellikleri taşıyor; kendisini akıllı ve yaratıcı kent olarak da donatmış, Avrupa Birliği sürecine odaklanmış, oradaki belediyelerle iş birliği içine girmiş ve yeni küresel sürece entegre olmaya çalışıyor. Bütün bunlar olup da yaratıcı kent kavramı hayata geçse de bir önemli eksik var ve bu nokta genellikle es geçiliyor. Her ne kadar düşündüğümüzde kulağımıza hoş geliyor olsa da burada şöyle bir trick (bir aldatmaca) var. Çevre ile ilişkili alanlara yatırım yapmak; teknolojiye yatırım yapmak yahut da kültüre, müzelere, sanat galerilerine yatırım yapmak biraz orta sınıf ya da orta sınıf üstü kesimlere hitap ediyor. Yoksulları, dışlanmışları, ihtiyacı olanları, yaşlıları çok fazla bu anlamda düşünen bir şey değil akıllı ya da yaratıcı kent konsepti. Çünkü bu kesimlerin akıllı ya da yaratıcı kent olanaklarını kullanacak ne sermayeleri ne de donanımları var. Hal böyle olunca da yaratıcı ve akıllı kent kavramının yoksulları, kentin ötekilerini, dışlanmış kesimlerini, yaşlıları göz ardı etme gibi bir sorunu var. O yüzden de bence akıllı kent ve yaratıcı kent kavramı çok doğru olabilir, meğerki bahse konu eksiklik giderilirse. O eksiklik de kentin ötekilerini de hesaba katmaktır.