İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Türkiye, NATO'nun savunma mimarisinde vazgeçilmez bir ülkedir

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye'nin 1952'den bu yana NATO'nun kolektif savunma mimarisinde "merkez ülke" konumunu koruduğunu belirterek, savunma sanayiindeki teknolojik atılımın ittifakın 360 derece güvenlik yaklaşımına sunduğu kritik katkıları vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Jeopolitik Dalgalanmalar Ortasında Transatlantik Güvenliği Toplantısı'nda, "Ülkemiz, jeostratejik konumu, askeri kapasitesi ve caydırıcılık unsurlarıyla Soğuk Savaş'tan günümüze NATO'nun kolektif savunma mimarisinde vazgeçilmez bir merkez ülke ve jeopolitik denge unsurudur. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle NATO'nun kriz yönetimi, barışı destekleme ve istikrarı tesis etmeye yönelik misyonlarında etkin rol üstlenmiştir" dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Londra'da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü ile iş birliği ile "Temmuz 2026 Ankara NATO Zirvesi için Türkiye'nin Öncelikleri: Jeopolitik Dalgalanmalar Ortasında Transatlantik Güvenliği" temalı toplantı düzenlendi. Toplantıya video mesaj gönderen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, şunları kaydetti:

"Türkiye, 32 üye sayısına ulaşan NATO'ya kuruluşundan üç yıl sonra 1952'de üye olmuştur. NATO ile ülkemizin bu 74 yıllık yolculuğunda birçok meydan okumayla ve zorlukla karşılaştık. Her defasında karşılıklı vefa ilkesi gereği bu imtihanları aşmayı başardık.

Ülkemiz, jeostratejik konumu, askeri kapasitesi ve caydırıcılık unsurlarıyla Soğuk Savaş'tan günümüze NATO'nun kolektif savunma mimarisinde vazgeçilmez bir merkez ülke ve jeopolitik denge unsurudur. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle NATO'nun kriz yönetimi, barışı destekleme ve istikrarı tesis etmeye yönelik misyonlarında etkin rol üstlenmiştir.


Bugün NATO, klasik devletler arası çatışma riskleri ile hibrit tehditlerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir güvenlik perspektifiyle faaliyet göstermektedir. Bölgesel ve küresel gelişmeler, NATO'nun tehdit algısını genişletmesini ve karar alma mekanizmalarını daha çevikleştirmesini zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda İttifak, 2030 vizyonu ile büyük bir değişim başlatarak siber güvenlikten yapay zekaya, enerji güvenliğinden iklim değişikliğinin güvenlik boyutuna kadar uzanan yeni nesil riskleri resmi tehdit kapsamına almıştır. NATO bu vizyonuyla ilerleyen süreçte daha dirençli, daha teknolojik ve daha siyasi bir ittifak inşa etmeyi hedeflediğini göstermektedir.

“Türkiye yeni savunma teknolojileri ile NATO'nun 360 derece güvenlik yaklaşımının sahadaki en güçlü uygulayıcılarından biri”

Türkiye ise yeni savunma teknolojileri, insansız sistemler, hava savunma çözümleri ve deniz platformları gibi alanlarda artan kapasitesi ve yatırımları ile NATO'nun 360 derece güvenlik yaklaşımının sahadaki en güçlü uygulayıcılarından biridir. Bunların yanı sıra Türkiye, yapay zeka destekli dezenformasyon saldırıları, psikolojik harp faaliyetleri, kitlesel algı yönetimi ve manipülasyon girişimleri gibi yeni tehditlere karşı mücadelede proaktif bir yaklaşım benimsemekte, kurumsal kapasitesini her geçen gün artırmaktadır.

2018 yılında ihdas edilen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız, söz konusu tehditlere karşı kararlılıkla mücadele etmektedir. İletişim Başkanlığımız bu süreçte NATO'nun dünya barışı ve istikrarı için önemi ile Türkiye'nin ittifak içerisindeki kritik konumunu ortaya koyan birçok pozitif iletişim kampanyası, panel, sempozyum ve yayın çalışması da gerçekleştirmiştir.

“NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olmamız, müttefiklik ruhunu yansıtması bakımından kıymetli”

Türkiye'nin NATO içindeki kritik rolü ve konumu, bağımsız karar alma kapasitesi ile ittifak sorumluluklarını bir arada yürüten dengeli bir anlayışa dayanmaktadır. Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin NATO'ya yaklaşımını, 'Biz kendi bağımsız dış politikamızı izlerken müttefiklik ruhu içinde NATO'ya gerekli katkıları vermeye devam edeceğiz' sözleriyle ifade etmiştir. 7-8 Temmuz'da NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olmamız, müttefiklik ruhunu ve Türkiye'nin ittifak içindeki ağırlığını yansıtması bakımından oldukça kıymetlidir." 

İLGİLİ HABERLER