Türkiye’nin milli savunma teknolojilerinde ulaştığı noktayı simgeleyen Kızılelma, radara yakalanmadan mühimmat bırakma kapasitesini saha testleriyle kanıtladı.
Baykar tarafından geliştirilen insansız savaş uçağı Kızılelma, stratejik bir eşiği daha geride bıraktı. Tekirdağ Çorlu’daki test merkezinde gerçekleştirilen operasyonlarda, uçağın gövde içerisinde yer alan dahili mühimmat yuvası ilk kez aktif olarak kullanıldı. S2 kuyruk numaralı model, hem TEBER-82 hem de TOLUN mühimmatlarıyla yaptığı atışlarda belirlenen hedefleri tam isabetle vurarak performansını tescilledi. Bu gelişme, uçağın operasyonel kabiliyetlerinin seri üretim standartlarına uygun şekilde hızla genişlediğini gösteriyor.
Dahili mühimmat sistemi neyi değiştirecek?
Kızılelma'nın başarısının temelinde, mühimmatın gövde içinde taşınmasının getirdiği aerodinamik ve taktiksel avantajlar yatıyor. Silahların dışarıdan görünmemesi, uçağın radar kesit alanını minimize ederek "görünmezlik" etkisini güçlendiriyor. Bu yapı sayesinde Kızılelma, hava savunma sistemlerinin yoğun olduğu bölgelere fark edilmeden sızabilecek ve yüksek hızını koruyarak hassas vuruşlar yapabilecek. Geçmişte GÖKDOĞAN, JET-230 ve LGK-82 gibi farklı mühimmatlarla da test edilen platform, artık Türkiye’nin en gelişmiş yerli mühimmat ekosistemiyle tam entegre çalışıyor.
Otonom teknolojilerde dünya birinciliği nedir?
Teknolojik sıçrama sadece mühimmat atışlarıyla sınırlı kalmıyor. Aralık ayı sonunda PT3 ve PT5 prototipleriyle gerçekleştirilen otonom kol uçuşu, dünya havacılık tarihinde bir ilki temsil ediyor. Yapay zeka destekli filo otonomisi algoritmaları sayesinde iki insansız savaş uçağının birbirine uyumlu şekilde muharebe formasyonu oluşturması, Kızılelma’nın sadece bir taarruz aracı değil, aynı zamanda otonom savaş yönetim sistemlerinin merkezinde yer alacak bir lider platform olduğunu ortaya koyuyor.