Gece konuştu

Unutturulmak istenen yazar Reşat Enis, “gecenin” anlattıklarını yazdı. Güvenli evlerinin dışındaki ‘gece’yi hiç bilmeyenler, Reşat Enis’in yazdıklarından rahatsız oldular. Bütün kitapları hemen toplatıldı. Oysa o sadece geceyi yazdı. Gece konuştu, o da bunları yazdı.Yazdıkları ürküttü, acıttı ve rahatsız etti.

İkisi de ter ve kir kokuyordu. Gecenin bu ilerlemiş saatinde iyice karanlıklaşmış olan ara sokaktan geçip, ışıklı dükkanların sıralandığı Tarlabaşı’na çıktılar. Ara sıra birbirlerinin kirden tarazlanmış saçlarını çekiştirerek, kaba el şakaları yaparak, yokuş aşağı inmeye koyuldular. Küçük aşevinden yayılan yemek kokusu ağızlarını sulandırdı. Dükkanın kapısında dikilip, içerdeki birkaç müşteriye kepçeyle yemek dolduran adamı izlediler. Fasulye tenceresinden yükselen koyu dumanı içlerine çektiler.

Terk edilmiş, yıkıldı yıkılacak evlerde, mezarlıklarda, ısırgan otlarının bürüdüğü boş arsalarda, yangın yerlerinde hatta bazen düpedüz sokak kaldırımları üzerinde uyumaya çalışan, aşevleri önündeki çöp tenekelerinden yemek artığı alabilmek için kıyasıya kavga eden, dilencilik, küçük hırsızlık, yarım günlük ayak işleri yaparak hayatta kalmaya çalışan bu iki kişi, dükkanın önünde biraz daha durup, yemekleri seyretmeyi sürdürdüler. Aşçı kötü kötü bakıp, elindeki kocaman kepçeyi belli belirsiz onlara doğru sallamaya başlayıncaya kadar orada dikildiler.

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz...

İLGİLİ HABERLER