Eleştiriyi pek severiz ama kendimiz eleştirilmediği takdirde!

Ülkemizde bazı kavramlar vardır ki yaşarlar fakat değişime uğrayarak yaşarlar. Mesela hak böyle bir kavramdır. Bir gün herkesin hakkı vardır denir; diğer gün aynı kişiye ne hakla diye çıkışılır! Gene nezaket de böyledir. Nazik olmak lazım der durulur; gelin görün ki öte taraftan trafikte yol vermedi diye adam vurulur!

İşte eleştiri de bu değişime uğrayan kavramlardan belki de başlıcasıdır coğrafyamızda… Ya tamamen övmek diye algılanır ya da yermek… Şöyle bir objektif çerçeveye asla oturtulmaz. “Bizdensindir, değilsen onlardansındır!”, gözüyle bakılır… Hâlbuki eleştiri ne tamamen yermektir ne de övmek… Eleştiri, yermenin ve övmenin bir arada bulunabileceği bir fikir sahasıdır. Doğru tarafıyla ele alındığında kişiyi geliştirir de, eksiklerini tamamlamasına yardımcı da olur. Batı’da profesyonelce eleştiri yapan, eleştirmen diye bir meslek de vardır ki Türkiye’de bu mesleğe ya gıcık denilir, ya da bizimki!

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
 

İLGİLİ HABERLER