Bu dünyadan İlhan Daner de geçip gitti işte…

Tiyatromuzda bir giden olmasın ki yeri boş kalmasın… İnsanın arkalarından perde kapandı diyeceği geliyor ancak şimdiki tiyatroda perde falan da kalmadı; aslını sorarsanız perde söküldü! Türk Tiyatrosunda kalmayan tek şey keşke perde olsa… O Muammer Karaca, İsmail Dümbüllü, Zeki Alpan, Tevhid Bilge gibi emsâlsiz, sevimli halk komikleri kalmadı… O gülmekten ağlatan vodviller ve önünde kuyruk olan bizden piyesler de… Hepsi ama hepsi gitti ve yerinde zerresi dolmayan bir boşluk bıraktı!

Muhalif Özel - Erdem Beliğ Zaman

 

Dün kaybettiğimiz İlhan Daner de işte bu sevimli halk komiklerinden biriydi, hatta sonuncularındandı… Kasımpaşalıydı. Daha yirmi yaş kapısının eşiğine ayak basmadan kendisini büyüleyen, şimdi yerinde bir otelin dikildiği Taksim’deki Maksim Salonu’nda perde açan İstanbul Opereti’nin kapısından içeri girmişti. Vedat Karaokçu’nun, Toto Karaca’nın, Celâl ve Ali Sururi’nin, Muzaffer Hepgüler’in, Hikmet Karagözlü’nün ve yerli operetlerin vazgeçilmez bestakârı Karlo Kapuçelli’nin ortaklığında 1953 senesinin sonunda kurulan, oyuncularının hemen hepsi de Türk komedisinin devi olan bu halk tiyatrosunu seyredip de etkilenmemek elde miydi?

Getir-götür işleri yaparak hayallerini süsleyen tiyatronun bir personeli olmuştu artık. Aslında ud, keman, bağlama çalabilen, sesi de adamakıllı iyi olan, kabiliyetli bir gençti fakat bu tiyatroya karşı duyduğu aşk ona her türlü işi yaptırıyordu. Erken sıyrıldı çay taşımaktan… Bu ustaları seyrede seyrede pişmişti. 1955’te sahnelenen “Vali Diyor ki” isimli operet sahnelere adım attığı piyes oldu. Neredeyse ölene kadar da sahnelerden inmedi…

İstanbul Opereti kabuğunu değiştiriyordu… Gün geldi, operet devri bitti. Seyirci operetten ziyade adapte vodvillere rağbet göstermeye başlamıştı. İstanbul Opereti de 1957’de şanının izine bugün dahi rastlanılan İstanbul Tiyatrosu oldu… Taksim’deki Maksim Sahnesinden, kendisiyle özdeşleşen Beyoğlu’ndaki Elhamra Pasajı’na taşındı. Bu değişimin akabinde iki operet efsanesi Hikmet Karagözlü ve Karlo Kapuçelli ortaklıktan ayrıldı. 2 Haziran 1960 senesinde de en büyük oyuncularından Vedat Karaokçu vefat edince İlhan Daner’in tiyatrodaki önem sırası birden yükseliverdi… Vedat Bey’in başrolleri Muzaffer Hepgüler, Ali Sururi tarafından paylaşılınca Ali Sururi’nin ve Muzaffer Hepgüler’in rolleri İlhan Daner’e kaldı… Şimdi antre alkışıyla sahneye girme sırası O’ndaydı… Üzerinde durulması gereken bir mevzudur ki İlhan Daner, bu antre alkışını şöhretinin alevlerinin korlandığı yakın zamana kadar almıştı… Tiyatrocular arasında “Alkış canavarı” olarak nam salması boşuna değildi…

1967 senesinde Muzaffer Hepgüler, daha fazla kazanabilirim umuduyla ortağı bulunduğu İstanbul Tiyatrosu’ndan ayrılır… İstanbul Tiyatrosu kadrosu bu ayrılma neticesinde neredeyse ikiye bölünür. Muzaffer Bey’in oyun tarzını kendisine örnek edinen İlhan Bey de Muzaffer Bey’in yalnız bırakmaz ve onunla beraber tiyatrodan ayrılır. Maalesef Muzaffer Bey’in işleri pek de umduğu gibi gitmez. Kısa zaman sonra “Hepgüler Tiyatro” bir turne tiyatrosuna dönüşünce İlhan Bey eski evinin kapısını tekrar çalar; bilir ki o evin kapısı O’na her zaman açıktır…

Muzaffer Hepgüler gibi tiyatronun sacayağını oluşturan bir oyuncunun ayrılığı İstanbul Tiyatrosu’nun en radikal değişimini de beraberinde getirir. Toto Karaca, Ali Sururi ve Alev Sururi aldıkları bir kararla kadroyu gençleştirirler. Şemsi İnkaya, Müjdat Gezen, Erdinç Üstün gibi diğerlerinden sıyrılan genç kabiliyetlerle kadro güçlendirilir. Hemen ardından bu kadroyla eski kadronun çok iyi kaynaştığı Sadık Şendil’in “Çılgın Yenge” oyunu sahneye koyulur ve yer yerinden oynar… Eski şaşaalı günler bir an olsun göz kırpmıştır.

Akreple yelkovan biteviye dolanır, zaman yerinde durmaz ki? İstanbul Tiyatrosu da kapanır. Zaman depoların, sinemaların, apartman dairelerinin tiyatro salonuna çevrildiği devri çoktan geçmiştir… Gazinolarda komiklik yapar, şarkı söyler İlhan Daner… Plak da doldurur. Komik hüviyetiyle ciddi ciddi şarkıcılıktan para kazanır!

Gazino günleri de bir yeldir geçer… İstanbul Tiyatrosu’nun gençleri arasından çıkıp kendi tiyatrosunu kuran Abdullah Şahin ile Anadolu’yu karış karış gezerler… Artık hatıra gelirse müzikallerde rol ve tabii alkış alır… Bir şansı vardır İlhan Bey’in: Müjdat Gezen… Müjdat Bey, O’na yakın zamana dek hemen her oyununda rol verip büyük bir âlicenaplık yapar…

İlhan Daner de rol alıyordu almasına ama rolünün hakkını veriyordu. Sırf O’nun için Müjdat Gezen Tiyatrosu’ndaki iki oyunu dörder-beşer kez seyrettiğimi hatırlarım. Sırf O’nun hakiki, yapmacıksız olmayan komikliği için…

Evet, kumaşında komiklik olan gerçek bir sahne komiğini kaybettik. Yeri zaten dolmaz. O oyunlar, oyuncular, tiyatrolar geçip gittiler… Ve İlhan Daner de geçip gitti işte…

Eskide kalan güzel bir gelenek de Ebced hesabıyla tarih düşürmekti… Ebced cetvelinde her harfin bir sayı değeri vardı ve bu sayı değerlerinin toplamını veren bir mısra ile vefat eden kişinin öldüğü tarih kaydedilirdi. Bu gelenek şimdi pek kalmadı. İlhan Daner de kalmadı ya, kalmayana kalmayan bir uğurlamayla selam göndermek istedim. Ne kalacak ki zaten merak ediyorum! Ruhu şad olsun:

Kapanan sahnede boş şimdi yeri,

Ah”la hep göz arar İlhan Daner’i…

İLGİLİ HABERLER