Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2026 NATO Zirvesi sonrasında bölge ve dünya gündemini sarsan stratejik dosyalara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin dış politika vizyonunu, savunma sanayii ortaklıklarını ve bölgesel krizlerdeki arabulucu rolünü aktaran Fidan, Ankara'nın yeni dönem haritasını net ifadelerle çizdi.
F-35 krizinde sona doğru: "Uçaklar hangarda bekliyor"
ABD ile ilişkilerin en hassas noktalarından biri olan F-35 savaş uçakları projesine değinen Bakan Fidan, iki ülke liderinin kararlılığına vurgu yaptı. ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl eylül ayında Washington’da gerçekleştirdikleri görüşmede, projenin önündeki tüm engelleri kaldırma kararı aldıklarını hatırlatan Fidan, teknik çalışmaların hızla sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin beş, altı yıl önce parasını ödediği uçakların hangarda teslim alınmayı beklediğini ifade eden Fidan, Amerikan Kongresi'nin NDAA (Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası) üzerinden koyduğu engellerin yakın zamanda aşılacağına inandığını dile getirdi.
S-400 ve Rusya ile diplomatik müzakereler
Türkiye'nin ABD'den F-35 uçaklarını teslim alması durumunda Rus menşeili S-400 hava savunma sistemlerinin akıbetinin ne olacağı ve bu sistemlerin Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gönderilme ihtimali de Fidan'a sorulan başlıklar arasındaydı. Sürecin hükümet içinde titizlikle müzakere edildiğini belirten Fidan, sistemlerin Rusya'dan satın alınmış olması nedeniyle Moskova ile de sağlıklı bir tartışma yürütülmesi gerektiğini söyledi. İki cumhurbaşkanı arasında güçlü bir siyasi irade bulunduğunu aktaran Fidan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği son temaslara değinerek, Rus liderin Alaska Toplantısı'nda varılan mutabakatlara bağlılığını koruduğunu, ancak kalıcı bir barış için Ukrayna tarafının da ikna edilmesi gerektiğini vurguladı.
İsrail'in politikaları bölge ve uluslararası güvenlik için bir yük
Orta Doğu'daki gerilimleri değerlendiren Dışişleri Bakanı Fidan, Netanyahu hükümetinin yürüttüğü politikaların sadece Türkiye için değil, tüm dünya için bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Mevcut söylemlerin Türkiye ile İsrail arasında sıcak bir çatışmaya yol açıp açmayacağı sorusuna "Açık bir çatışmaya yol açacak neden yok" cevabını veren Fidan, Avrupalı liderlerin de artık İsrail kaynaklı riskleri fark etmeye başladığını söyledi. İsrail'in Suriye'yi istikrarsızlaştırmaya yönelik tarihsel ve güncel bir davranış kalıbı sergilediğini belirten Fidan, Gazze Barış Kurulu’nun soykırımı durdurmada belirli bir etki yarattığını ancak insani yardımların ulaştırılması noktasında henüz tam başarıya ulaşamadığını, uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini aktardı.
Orta Doğu'da yeni bir güvenlik düzeni ve bölgesel sahiplenme
Bölgesel anlaşmazlıklarda Türkiye’nin tarihsel birikimi ve her aktörle konuşabilme yeteneği sayesinde benzersiz bir arabulucu konumunda olduğunu hatırlatan Fidan, eski güvenlik anlayışlarının artık iflas ettiğini savundu. Bölge ülkelerinin kendi sorunlarını omuzlamasının zamanı geldiğini belirten Bakan Fidan; Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'ın bu yılın başlarında barışa dayalı yeni bir düzen inşa etmek amacıyla bir çalışma grubu oluşturduğunu açıkladı. Bu yapının mevcut bölgesel örgütlerin yerini almayı değil, uluslararası kurumların bürokratik hantallığını aşarak daha hızlı çözümler üretmeyi hedeflediğini ekledi.
İran ve ABD arasında barış arayışı
Bölgesel gerilimin düşürülmesi amacıyla İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesine de değinen Fidan, görüşmenin sorunun kökenlerini daha derinlemesine anlamasını sağladığını ifade etti. Her iki tarafın da ateşkes ve barış istediğini ancak provokasyonlara karşı çok dikkatli olunması gerektiğini belirtti. İran’ın bölgedeki vekil güçler üzerinden yürüttüğü "önleyici güvenlik" politikasının, tüm tarafların egemenliğini garanti altına alacak yeni bir bölgesel düzenle esnetilebileceğini kaydeden Fidan, "İnşallah ABD ile İran arasında bir barış anlaşmasına ulaşabilirsek, gerçekten sağlıklı görüşmelere başlayabiliriz" diyerek şeffaf ve samimi diplomasinin önemine dikkat çekti.