JPMorgan döviz tahminlerini güncelledi: Euro ve dolarda yeni rota

Dünya finans devi JPMorgan, küresel piyasalardaki dengeleri değiştirecek yeni döviz tahminlerini paylaştı. Özellikle emtia bağlantılı para birimlerinde yukarı yönlü revizyonlar yapan banka, doların bazı majör para birimleri karşısındaki gücüne dair dikkat çekici öngörülerde bulundu.

Küresel piyasaların yakından takip ettiği yatırım bankası JPMorgan, döviz piyasalarına yönelik beklentilerini güncelledi. Bankanın yayımladığı son rapora göre, önümüzdeki dönemde emtia bağlantılı para birimlerinin dolar karşısında daha dirençli ve güçlü bir performans sergilemesi bekleniyor. Özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda doları gibi birimlerde tahminler yukarı yönlü revize edilirken, Euro cephesinde temkinli bekleyiş sürüyor.

Emtia para birimlerinde yükseliş beklentisi

JPMorgan analistleri, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin projeksiyonlarında Avustralya doları (AUD) tahminini 0,68’den 0,73 ABD dolarına yükseltti. Benzer bir ivme Yeni Zelanda doları (NZD) için de öngörülürken, bu paritedeki beklenti 0,59’dan 0,63 seviyesine çekildi. Bu revizyonlar, bankanın söz konusu para birimlerinin dolar karşısında değer kazanacağı yönündeki güvenini ortaya koyuyor.

Dolar/Yen paritesinde 164 seviyesi gündemde

Japon yenine dair karamsar tablosunu koruyan JPMorgan, dolar/yen paritesine ilişkin dördüncü çeyrek beklentisini 164 seviyesine çıkardı. Analistler, yabancı yatırımcıların döviz riskinden korunma amacıyla attıkları adımların dolar üzerindeki baskıyı artırabileceğini belirtiyor. Ancak Japon yeninin dolar karşısındaki zayıf seyrinin yılın son çeyreğinde de devam edeceği öngörülüyor.

Euro/Dolar paritesi ve Fed faktörü

Euro cephesinde ise banka, 1,20 seviyesindeki tahminini korumaya devam etti. Bununla birlikte raporda, euro için yukarı yönlü risklerin hala masada olduğu vurgulandı. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artışlarını ajandasından çıkarması, doların getiri desteğini azaltan en önemli faktör olarak gösteriliyor. Portföy akımlarının ABD hisse senetlerinden uzaklaşma eğiliminde olması da doların küresel hakimiyeti üzerindeki baskıyı artıran bir diğer unsur olarak değerlendiriliyor.

İLGİLİ HABERLER