Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde ettiği belirlenen kişilerle ilgili incelemelerin sürdüğünü, Devlet Denetleme Kurulu'nun da süreci idari yönden denetlediğini söyledi.
Anadolu Ajansı Editör Masası'nın konuğu olan Yılmaz, soruşturma kapsamında 15 civarında denetmen ve müfettişin görev yaptığını belirterek, "Eğer bir suç varsa hesabı sorulur. Kim olursa olsun, en yakınımız da olsa gereği yapılır" dedi.
"İncelemeler devam ediyor"
Fon piyasasının belirli bir alanında yaşanan gelişmenin genel yapıya zarar vermemesi için hızlı şekilde tasfiye kararları alındığını belirten Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"Fon piyasasının belli bir alanında yaşanan hadisenin genel yapıya zarar vermemesi için çok hızlı şekilde tasfiyelerine karar verildi.
Çok yüksek fahiş getiriler elde etmiş veya hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde etmiş kişilerle ilgili soruşturma ve incelemeler devam ediyor.
Şu anda 15 civarında denetmen ve müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulu bütün ilgili kurumları kapsayacak şekilde çalışmasını sahada başlattı. Geniş imkanlarla çok güçlü bir şekilde bu süreci idari yönden Devlet Denetleme Kurulumuz denetliyor.
46 bin kişinin olağan yöntemlerle tasfiye sürecine girdiğini söyleyebiliriz. A1 Capital, Bulls ve Pardus tasfiye edildi. 7 şirketten 3'ü ayrılmış oldu, 4 şirket kaldı.
Ne olağan tasfiyede ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil. Olağanüstü tasfiyeye ilişkin kararlar Meclis'imizden geçerse muhtemelen yatırımcı sayısı 100 binin altına düşecek."
Haksız kazancın iadesi sonrasında sürece ilişkin de konuşan Yılmaz, "Hiçbir şekilde hukuki ve genel sorumluluklar ortadan kalkmıyor" dedi.
"Hiç kimse bu piyasalara gölge düşürmesin"
Yılmaz, yatırımcıların suçlu gibi gösterilmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Hiç kimse bu piyasalara gölge düşürmesin. Buralara yapılan yatırımı sanki suçmuş gibi göstermesin. Bunu yapanlar bu ülkeye zarar verirler. Borsamızı olumsuz etkilemeyecek anlayış içinde tasfiye süreçleri sürdürülecek. Bu konuda Fon Koordinasyon Kurulumuzun tüm kurumlarımıza yönlendirici yaklaşımı söz konusu. Yeni fon rehberiyle sorunlu fonların sistemden çıkmasıyla sermaye piyasalarımız eskisinden de güçlü şekilde yoluna devam edecektir."
"En yakınımız da olsa gereği yapılır"
Fon soruşturması kapsamında suç işleyen kişiler hakkında gerekli işlemlerin yapılacağını vurgulayan Yılmaz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Hiç kimse piyasalara gölge düşürmesin. Kuruyla yaşı karıştırmayalım. Suçlular cezasını bulacak ama yatırımcıları potansiyel suçluymuş gibi göstermek kabul edilemez. Özellikle küçük yatırımcımızın bir an önce bu şartlardan kurtulması için çok hızlı bir aksiyon almış durumdayız. İstismar etmeye çalışanlar var. Eleştiriye açığız ama itibar suikastını yakıştırmıyoruz. Eğer bir suç varsa hesabı sorulur. Kim olursa olsun, en yakınımız da olsa gereği yapılır. Benim yakınımmış, onun yakınıymış, şu partidenmiş hiç fark etmez, gereği yapılır. Suç suçtur, suçlu suçludur. Yatırım yapabilir insanlar, suçunu delillendirerek, bir şey ortaya koyarsanız eyvallah. Suç işlemiş biri varsa, iktidar olsun muhalefet olsun hesabını birlikte soralım."
"Ekonomimizin temelleri sağlam"
Yılmaz, ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde ise makroekonomik görünümün sağlam olduğunu belirtti. Büyümenin devam ettiğini ifade eden Yılmaz, deprem harcamaları, savaşın etkileri ve eşel mobil sistemine rağmen bütçe açığının yönetilebilir seviyelerde olduğunu söyledi.
Fon rehberinde yapılan değişikliklere de değinen Yılmaz, "Yeni kurallar, yeni kaideler geldi. Şeffaflık artırıldı, çok daha güven veren bir piyasa yapısı oluşması için kurallar konuldu" ifadelerini kullandı.
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin açıklama
Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu ve şu ifadeleri kullandı:
"Bu işin bir devlet politikasına dönüşmesi ve bu çerçevede yürütülen çalışmalarla Terörsüz Türkiye, mecrasında ve olumlu bir şekilde ilerliyor.
Terörle mücadeleye harcadığımız enerjiyi kalkınmaya, demokratik standartlarımızı geliştirmeye yönelteceğiz. Büyük bir fırsat penceresi olarak görüyoruz bunu."