Küba Dışişleri Bakanlığı, resmi internet sitesi üzerinden yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin adadaki meşru yönetimi ve anayasal düzeni hedef alan faaliyetlerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Açıklamada, Washington yönetiminin on yıllardır süren izolasyon politikalarıyla zayıflatılmış olan Küba ekonomisini bahane ederek, ülkenin kaynaklarına ve mülklerine el koyma planlarını açıkça ilan ettiği vurgulandı.
Küba tarafı, mevcut durumun sadece ekonomik bir kısıtlama değil, Küba halkını topyekûn hedef alan bir "kolektif cezalandırma" olduğunu savundu. Bakanlık metninde, "Bu amansız ekonomik savaş ancak bu niyetle açıklanabilir. En kötü senaryo karşısında Küba tek bir gerçeklikle hareket etmektedir: Herhangi bir dış saldırgan, sarsılmaz bir dirençle karşılaşacaktır" ifadeleriyle savunma kararlılığının altı çizildi.
Trump döneminde sertleşen petrol ambargosu
İki ülke arasındaki gerilimin merkezinde, enerji arzını hedef alan yeni yaptırımlar bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın 30 Ocak’ta imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, Küba’ya petrol satan veya tedarik sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanması kararlaştırıldı. Beyaz Saray, söz konusu hamlenin Küba’nın "zararlı eylem ve politikalarına" karşı ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarını korumayı amaçladığını ileri sürdü.
Enerji krizi ve yalanlanan müzakere iddiaları
Diplomatik kriz, petrol tedariki konusundaki çelişkili açıklamalarla daha da derinleşti. Trump’ın 1 Şubat’ta Küba yönetimiyle petrol sevkiyatının düzenlenmesi üzerine görüşmelerin başladığını duyurmasına karşın, Havana bu iddiayı kesin bir dille yalanladı. Dışarıdan gelen enerji akışının kesilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalan Küba hükümeti, ülke ekonomisinin felç olmasını engellemek amacıyla acil durum paketini devreye sokarak enerji kullanımında kısıtlamalara gitti.