Japonya'da tuvalet kağıdı paniği: Hükümetten itidal çağrısı geldi

Orta Doğu’daki Hürmüz Boğazı krizi nedeniyle enerji arzında aksama yaşanacağından korkan Japon tüketiciler, marketlerde tuvalet kağıdı stoklamaya başladı. Sosyal medyadaki dezenformasyonun tetiklediği panik dalgası üzerine resmi açıklama yapan Japonya hükümeti, ürün tedarikinde bir sorun olmadığını belirterek halkı rasyonel davranmaya davet etti.

Japonya hükümeti, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik krizin ardından başlayan ve sosyal medya üzerinden hızla yayılan "tuvalet kağıdı kıtlığı" iddialarına karşı acil bir açıklama yayımladı. Bazı tüketicilerin market raflarını boşaltarak büyük miktarlarda alım yapması üzerine, Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı devreye girerek durumun sanılanın aksine yerel kaynaklarla kontrol altında olduğunu duyurdu.

Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tuvalet kağıdı üretiminin büyük ölçüde yerli geri dönüştürülmüş kağıt ve yerel ham maddelerle gerçekleştirildiği hatırlatıldı. Bu sebeple Orta Doğu’da yaşanan sıcak gelişmelerin üretim zincirini doğrudan etkilemeyeceği vurgulanırken, üretim kapasitesinin mevcut talebi karşılamak için fazlasıyla yeterli olduğu kaydedildi. Bakanlık, "Halkımızın spekülatif paylaşımlar yerine doğru bilgilere itibar ederek sakin ve rasyonel alışveriş yapmasını rica ediyoruz" ifadesini kullandı.

Enerji bağımlılığı ve stoklama refleksi

Japonya’nın ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini Orta Doğu’dan karşılaması, bölgedeki her türlü istikrarsızlığın ülkede enerji arzı güvenliği konusunda ciddi kaygılar yaratmasına neden oluyor. Hükümetin uyguladığı sübvansiyonlar ve stratejik rezerv hamleleri sayesinde yakıt fiyatlarındaki artış şu an için sınırlı kalsa da, tüketicilerin bu endişeyi temel ihtiyaç maddelerine, özellikle de tuvalet kağıdına yöneltmesi dikkat çekiyor.

Toplumsal hafızadaki kriz alışkanlıkları

Uzmanlar, Japonya’da kriz dönemlerinde tuvalet kağıdı stoklama eğiliminin tarihsel bir kökeni olduğuna işaret ediyor. Benzer panik dalgaları daha önce 1970’lerdeki petrol krizi, 2011’deki büyük deprem ve nükleer felaket ile son olarak Covid-19 pandemisi sırasında da gözlemlenmişti. Sosyal psikologlar, günlük yaşamın en temel unsurlarından biri olan bu ürünün toplumda "güvenlik hissi" ile güçlü bir bağ kurduğunu, bu nedenle belirsizlik anlarında ilk yönelinen kalemlerden biri haline geldiğini belirtiyor.

İLGİLİ HABERLER