Devlet görevlilerinden suikast timine: Paris’te masonik ağ operasyonu

Fransa'da eski istihbarat görevlileri, polisler ve iş insanlarının dahil olduğu 22 sanıklı dev dava Paris'te başladı. Athanor Mason Locası merkezli bir suç ağının deşifre edildiği yargılamada, "devlet görevi" maskesi altında işlenen cinayetler ve suikast girişimleri Avrupa gündemine bomba gibi düştü.

Fransa’da kamuoyunu sarsan ve "mason-mafya bağlantısı" olarak adlandırılan davanın duruşmaları, Paris’te yoğun güvenlik önlemleri altında başladı. Aralarında eski iç istihbarat (DGSI) ajanları, emniyet mensupları ve nüfuzlu iş insanlarının bulunduğu 22 sanık; cinayet, cinayete teşebbüs ve suç örgütü kurma gibi ağır suçlamalarla hakim karşısına çıktı. İddianamede, yedi sanık için müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Suikast Girişimiyle Aralanan Perde

Karanlık ağın deşifre süreci, 2020 yılında iş insanı Marie-Helene Dini’ye yönelik başarısız bir suikast girişimiyle tetiklendi. Operasyon sırasında yakalanan iki paraşütçü askerin, sorgularında Dini’yi "devlet adına gizli bir görev" yürüttüklerini sanarak öldürmeye çalıştıklarını itiraf etmeleri, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Yapılan derinlemesine incelemeler, izlerin Athanor Mason Locası içerisindeki bir yapılanmaya çıktığını gösterdi.

Mason Locasından İnfaz Emirleri

Soruşturma dosyasına göre, locanın önde gelen isimlerinden Jean-Luc Bagur, ticari rakibi olan Dini’yi ortadan kaldırmak için 70 bin euro bütçeli bir plan hazırladı. Bu karanlık operasyonun koordinasyonunu ise eski bir iç istihbarat ajanı olan Daniel Beaulieu üstlendi. İddialar, söz konusu yapının sadece suikast girişimleriyle sınırlı kalmadığını, zamanla profesyonel bir "tetikçi şebekesine" dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Kayıp Pilot ve Cinayet Bağlantısı

Savcılık, 2018 yılında ortadan kaybolan ve daha sonra bir ormanda cesedi bulunan yarış pilotu Laurent Pasquali cinayetini de bu şebekeyle ilişkilendiriyor. Örgütün, küçük çaplı yıldırma eylemlerinden doğrudan infazlara kadar uzanan geniş bir suç yelpazesi oluşturduğu belirtiliyor. Davanın kilit ismi olan Beaulieu’nün gözaltı sürecinde intihar girişiminde bulunması nedeniyle sağlık durumunun ifade verme kapasitesini etkileyebileceği aktarılıyor.

Fransız yargı tarihinin en karmaşık dosyalarından biri olarak kabul edilen davanın en az üç ay sürmesi bekleniyor. Bu süreçte, locanın siyasi ve bürokratik bağlantılarının daha detaylı şekilde gün yüzüne çıkması öngörülüyor.

İLGİLİ HABERLER