Amerika Birleşik Devletleri, 78 yıllık üyeliğini sonlandırarak Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) resmen ayrıldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın bir yıl önce duyurduğu kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte, küresel sağlık sistemine yönelik etkiler yeniden tartışma konusu oldu.
Dünya Sağlık Örgütü yetkililerine göre ABD, kuruluşa 130 milyon dolardan fazla borç bırakarak ayrıldı. Trump yönetimi temsilcileri ise, çekilme sürecinde bazı kritik konuların hâlâ çözülemediğini kabul ediyor. Özellikle diğer ülkelerden elde edilen sağlık verilerine erişimin sona ermesi, ABD’nin yeni salgınlara karşı erken uyarı mekanizmalarını kaybetmesi anlamına geliyor.
“En yıkıcı başkanlık kararlarından biri”
Georgetown Üniversitesi Halk Sağlığı Hukuku Uzmanı Lawrence Gostin, ABD’nin WHO’dan ayrılmasının küresel salgınlara verilen yanıtı zayıflatacağını belirtti. Gostin, kararın ABD’li bilim insanları ve ilaç şirketlerinin yeni tehditlere karşı aşı ve ilaç geliştirme kapasitesini de olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
Gostin değerlendirmesinde, “Bana göre bu, benim yaşamımda verilmiş en yıkıcı başkanlık kararıdır” ifadelerini kullandı.
Trump yönetiminden çok sayıda uluslararası çekilme
Trump yönetimi, ocak ayının başında Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ve uluslararası iklim müzakerelerini düzenleyen BM anlaşması dahil olmak üzere toplam 66 uluslararası kuruluştan çekilme kararı aldığını açıklamıştı.
WHO’nun rolü ne?
Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler’in sağlık alanındaki uzman kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. WHO; mpox, Ebola ve çocuk felci gibi küresel sağlık tehditlerine karşı uluslararası koordinasyonu sağlıyor.
Ayrıca yoksul ülkelere teknik destek sunan örgüt, sınırlı sayıda bulunan aşı, tıbbi malzeme ve tedavilerin dağıtımına yardımcı oluyor. Ruh sağlığından kansere kadar yüzlerce hastalık için rehberler yayımlayan WHO’nun neredeyse dünyadaki tüm ülkeler üyesi konumunda.
COVID-19, çekilmenin temel gerekçesi
ABD, WHO’nun kuruluşunda öncü rol üstlenmiş ve uzun yıllar boyunca örgütün en büyük bağışçılarından biri olmuştu. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı verilerine göre Washington yönetimi, WHO’ya yıllık ortalama 111 milyon dolar aidat ve yaklaşık 570 milyon dolar gönüllü katkı sağlıyordu.
Donald Trump, göreve gelir gelmez imzaladığı başkanlık kararnamesinde çekilme kararını, WHO’nun COVID-19 pandemisi ve diğer küresel sağlık krizlerini kötü yönettiği gerekçesiyle savundu. Ayrıca örgütün gerekli reformları hayata geçiremediği ve siyasi etkilerden bağımsız hareket edemediği iddia edildi.
Trump yönetiminin bir diğer eleştirisi ise, WHO’da bugüne kadar görev yapan dokuz genel müdürün hiçbirinin Amerikalı olmaması oldu. Yetkililer, ABD’nin mali katkıları ve CDC personel desteği göz önüne alındığında bu durumu adaletsiz olarak değerlendirdi.
Uzmanlar uyarıyor: Küresel sağlık zayıflayacak
Halk sağlığı uzmanlarına göre ABD’nin ayrılması, çocuk felciyle mücadele, anne ve çocuk sağlığı programları ve yeni virüslerin tespitine yönelik araştırmalar dahil birçok küresel girişimi olumsuz etkileyecek.
Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Dr. Ronald Nahass, kararı “kısa görüşlü, hatalı ve bilimsel açıdan tehlikeli” olarak nitelendirdi.
ABD’nin çekilmesiyle birlikte, WHO bünyesindeki komiteler, teknik çalışma grupları ve özellikle küresel grip izleme sistemine katılım da sona erdi. Bu durum, grip aşılarının güncellenmesinde kullanılan hayati verilere erişimin kesilmesi anlamına geliyor.
Lawrence Gostin’e göre bu tür hastalık istihbaratı, Amerikalıların yeni salgınlar ortaya çıktığında ön safta yer almasını ve hızlı şekilde aşı ile ilaç geliştirilmesini sağlıyordu.