ABD ablukası, Venezuela'yı tarihi bir ekonomik çöküşe sürüklüyor

ABD'nin enerji ablukası ve Maduro'nun yakalanmasıyla sarsılan Venezuela, petrol üretiminin durma noktasına gelmesiyle tarihinin en büyük ekonomik çöküşüne hazırlanıyor. Hükümet raporları kamu gelirlerinin ana kaynağının kuruyacağını öngörürken, ülke kıtlık ve kitlesel göçü tetikleyebilecek ağır bir insani felaketin eşiğinde.

Hükümetin iç tahminlerine göre, ABD ablukası yürürlükte kalmaya devam ederse Venezuela bu yıl petrol ihracat gelirlerinin büyük kısmını kaybedebilir; bu senaryo ülkede insani bir krizi tetikleyebilir. 
Amerikan güçlerinin Cumartesi günü Venezuela'nın başkentine girip Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu ele geçirmesinden önce de ülke zaten vahim ekonomik beklentilerle karşı karşıyaydı.

Aralık ayında derlenen ve konuya yakın kaynaklarla paylaşılan raporlara göre, ABD’nin enerji ihracatına uyguladığı kısmi ablukanın, bu yıl ülkenin petrol üretiminin %70’inden fazlasını durdurması ve kamu gelirlerinin ana kaynağını yok etmesi bekleniyordu. Trump yönetiminin geçen ay Venezuela petrolünü Asya pazarlarına taşıyan tankerleri hedef alma kararı, devlet petrol şirketi PDVSA’nın ihracatını felç etmiş durumda. Kuyuları açık tutmak isteyen şirket, ham petrolü depolama tanklarına yönlendiriyor ve limanlarda bekleyen tankerleri yüzer depolara dönüştürüyor.

Ancak bu strateji, satılamayan petrol için depolama alanı tükenene kadar şirkete sadece zaman kazandırdı. Denizcilik veri firması TankerTrackers, Venezuela'nın elinde yalnızca Ocak ayı sonuna kadar yetecek yedek depolama alanı kaldığını tahmin ediyor. Gizlilik kaydıyla konuşan kaynaklara göre, bu tarihten sonra üretim hızla çökebilir. Abluka sürerse, ulusal petrol üretiminin geçen yılki günlük 1,2 milyon varil seviyesinden bu yılın ilerleyen dönemlerinde 300.000 varilin altına düşmesi bekleniyor. Bu düşüş, hükümetin ithalat yapma ve temel hizmetleri sürdürme kapasitesini ciddi şekilde azaltacaktır.

Muhalif'in Amerikan medyasından aktardığı bilgilere göre Maduro’nun yakalanması bu öngörülere daha fazla belirsizlik kattı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Pazar günü yaptığı açıklamada, Venezuela hükümeti devlet kontrolündeki petrol endüstrisini yabancı yatırıma (muhtemelen Amerikan şirketlerine öncelik verilerek) açana kadar, yaptırım listesindeki tankerlerin engellenmeye devam edileceğini belirtti. Rubio, bu baskının hem ABD’nin ulusal çıkarları hem de Venezuela halkının geleceği için süreceğini vurguladı.

Buna karşın Venezuela'nın geçici hükümeti bu tehdidin ciddiyetini sınıyor gibi görünüyor. Yaptırım uygulanan en az 16 petrol tankeri, Cumartesi gününden bu yana konumlarını gizleyerek veya sinyallerini kapatarak ablukayı delmeye ve limanlardan ayrılmaya çalıştı. Sektör kaynakları, eğer bu tankerler ablukayı aşıp petrolü ihraç edebilirlerse, Venezuela petrol endüstrisinin yeni gerçekliğe uyum sağlamak için zaman kazanabileceğini belirtiyor.

Ancak abluka delinemezse ülke bir felaketle yüzleşebilir. Hükümetin en kötü durum senaryosuna göre, bu yılki ulusal petrol üretimi yalnızca Amerikan şirketi Chevron tarafından işletilen sahalarla sınırlı kalabilir. Trump yönetiminden özel izin alan Chevron, 11 Aralık'ta başlayan kısmi ablukadan bu yana ülkeden düzenli petrol sevkiyatı yapan tek şirket konumunda. Bu senaryo, ülkenin en büyük işvereni olan PDVSA'yı on binlerce işçiyi ücretsiz izne çıkarmaya ve çalışan haklarını kesmeye zorlayacaktır. PDVSA ve İletişim Bakanlığı ise konuyla ilgili sessizliğini koruyor.

Venezuela ekonomisi son yıllarda hiperenflasyon ve göç dalgasının ardından mütevazı bir toparlanma yaşıyordu. Ancak Trump'ın ekonomik baskı kampanyası bu ilerlemeyi durdurdu ve beklenen resesyonu tam bir ekonomik çöküşe dönüştürme tehdidi yaratıyor. Venezuela'nın yeni lideri Delcy Rodríguez, başlangıçta Trump yönetimini "kaynaklara el koymaya çalışmakla" suçlayarak sert eleştirilerde bulunsa da, Pazar gecesi tonunu yumuşattı. Rodríguez, Trump’a hitaben uluslararası hukuk çerçevesinde ortak kalkınmaya yönelik iş birliği çağrısında bulundu.

Ekonomist Francisco Rodríguez'e göre petrol ihracatı kamu gelirlerinin yaklaşık %40'ını oluşturuyor, ancak ülkedeki diğer ekonomik faaliyetlerin çoğu da ham petrol satışlarıyla finanse edildiği için sektörün gerçek etkisi çok daha büyük. Trump, 2007'deki millileştirmelere atıfla Venezuela hükümetinin ABD'ye ait petrol ve toprakları çaldığını iddia ederek güç kullanımını savundu. 11 Aralık'tan itibaren ABD güçleri Venezuela petrolü taşıyan iki tankere el koydu, bu da PDVSA'nın Chevron dışındaki sevkiyatları büyük ölçüde durdurmasına neden oldu.

Hükümetin petrolü depolaması sayesinde kısmi ablukanın etkisi şimdilik sınırlı kaldı; PDVSA verilerine göre ortak girişimlerin üretimi Aralık ayında sadece %2,5 düştü. Ancak mali görünüm karmaşık. ABD Hazine Bakanlığı'nın muafiyeti, Chevron'un Venezuela hükümetine doğrudan ödeme yapmasını engelliyor. Şirket bunun yerine PDVSA'ya üretilen petrolden pay veriyor, fakat PDVSA son haftalarda bu petrolü satmakta zorlanıyor. Chevron operasyonlarının yasalara uygun olduğunu belirtirken, analistler en büyük müşteri Çin'in, İran veya Rusya alternatifleri olduğu için ABD'ye ablukayı kaldırması konusunda baskı yapmasının düşük ihtimal olduğunu söylüyor.

İktidar partisi benzer baskılarla daha önce de karşılaştı; 2020'de petrol ihracatı dibe vurmuş ve 2002'de büyük grevler yaşanmıştı. Hükümet, güvenlik güçleri üzerindeki kontrolü ve altın ile demir cevheri gibi alternatif ihracat gelirleri sayesinde bu süreçleri atlatmayı başarmıştı. Ancak ekonomist Rodríguez, petrol gelirlerindeki bu çöküşün faturasını asıl halkın ödeyeceğini belirterek, "Büyük bir durgunluk göreceğiz; ya kıtlık ya da kitlesel göç yaşanacak," uyarısında bulundu.

İLGİLİ HABERLER