İstanbul Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), Madencilik ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ihale edilen ve hazırlık aşamasında olan yeni maden sahalarına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. 25 Mart 2026 tarihinde açılan ihalelerin, ülkenin doğal kaynakları üzerinde geri dönülemez bir tahribat yaratacağı belirtilen açıklamada, bu sürecin münferit projelerden ziyade bütünlüklü bir yıkım politikasının parçası olduğu ifade edildi. Özellikle ormanlar, su havzaları ve tarım alanlarının şirketlerin kullanımına açılmasının, sadece ekosistemi değil, doğrudan insan ve hayvan yaşamını tehdit ettiği vurgulandı.
Sistematik bir yıkım haritası oluşturuluyor
Karadeniz’den Ege’ye, Akdeniz’den Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada maden ruhsatlandırma süreçlerinin hız kazandığına dikkat çekildi. Çevre Mühendisleri Odası'nın verilerine göre, Türkiye genelindeki orman varlığının yaklaşık %60-70’lik bölümü halihazırda maden sahası ilan edilmiş durumda. Bildiride, bu verilerin güncel hallerinin kamuoyundan gizlendiği ve toplumun bilgi alma hakkının engellendiği savunulurken, mevcut tablonun bir kalkınma hamlesi değil, "sömürgeleştirme programı" olduğu iddia edildi.
Madencilik faaliyeti adı altında yaşam alanları işgal ediliyor
Açıklamada, yaban hayatından kültürel varlıklara, sağlıklı gıdaya erişimden köylülerin yerinden edilmesine kadar pek çok sosyal ve ekolojik soruna değinildi. Doğanın metalaştırıldığı ve yaşamın piyasa koşullarına terk edildiği bir sistemin sonuçlarının yaşandığı belirtilerek, "Bu bir madencilik faaliyeti değil, yaşam alanlarının işgalidir" denildi. ÇMO İstanbul Şubesi, tüm halkı 2026 maden ihalelerine karşı durmaya ve anayasal bir hak olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunmaya çağırdı.