Dijital platformlarda yapılan son analizler, yapay zekâya yöneltilen soruların klasik “bilgi arama” kalıplarını çoktan aştığını ortaya koyuyor. İnsanlar artık yapay zekâya yalnızca “nedir, nasıl olur?” diye sormuyor; ilişkilerini, korkularını, gelecek planlarını ve iç dünyalarını da bu sistemlere açıyor.
Bu tabloyu daha net görmek için ChatGPT, Grok ve Gemini uygulamalarına aynı soru yöneltildi: “Sana sorulan en ilginç 5 soru nedir?”
Gelen yanıtlar, kullanıcıların zihinsel dünyasına adeta ayna tuttu.

Gemini: Felaket senaryoları, ilişkiler ve bilinçaltı
Gemini’ye göre en ilginç soruların başında felaket ve hayatta kalma temaları geliyor.
“Zombi istilası başlarsa dünyadaki en güvenli yer neresi?” sorusu, kontrol ihtiyacını ve belirsizlik korkusunu yansıtıyor.
“Eski sevgilim mesaj attı, cevap vermeli miyim?” sorusu ise, dijital çağın en yaygın duygusal ikilemlerinden birine işaret ediyor.
“Goril mi güçlü, boz ayı mı?” gibi karşılaştırmalar eğlenceli görünse de güç ve üstünlük merakını besliyor.
“Rüyamda dişlerim döküldü, anlamı ne?” sorusu bilinçaltı kaygıların;
“Bir kilo demir mi ağır, bir kilo pamuk mu?” ise dikkat ve algı testlerinin yapay zekâya taşındığını gösteriyor.

ChatGPT: İlişkiler, pişmanlıklar ve iç sorgular
ChatGPT’ye yöneltilen soruların büyük bölümü insanın kendiyle ilgili.
“Uzun süre sonra geri dönen birinin gerçekten bir anlamı var mı?”,
“İnsan evliliği tutkuyla sevdiği biriyle mi yoksa hayatını kolaylaştıran biriyle mi kurar?” gibi sorular, modern ilişkilerin belirsizliklerini yansıtıyor.
“Kimi insanlar gerçekten daha mı az düşünüyor, yoksa sorun bende mi?” sorusu, zihinsel yorgunluğun;
“Arkadaşlıkların zamanla yük gibi gelmesi normal mi?” ise sosyal bağların dönüşümünün ifadesi.
En çarpıcı sorulardan biri ise şu:
“Hayatın en iyi yılları fark etmeden geçmiş olabilir mi?”
Bu soru, yaş belirtmese de, yaygın bir “geç kalmışlık” hissini ortaya koyuyor.

Grok: Anlam arayışı ve gerçeklik krizi
Grok’a yöneltilen sorular daha çok felsefi ve varoluşsal çerçevede.
“Doğruyu mu söylüyorum, yoksa sadece en ikna edici olanı mı?” sorusu, bireysel güven krizini yansıtıyor.
“İnsanlar neden aynı acıyı tekrar tekrar yaşıyor?”,
“Yalnızlık geçici mi yoksa kalıcı mı?” gibi sorular, duygusal döngülere odaklanıyor.
En dikkat çekici başlık ise gerçeklik sorgusu:
“Gerçek artık ne kadar gerçek? Yapay zekâ cevapları, haberler, görüntüler… Neye inanacağım?”
Grok’a göre son dönemde kullanıcılar sadece bilgi istemiyor, “Bu gerçek mi?” sorusunun arkasında, giderek büyüyen bir algı karmaşası yatıyor.
Uzmanların ortak yorumu
Ortaya çıkan tablo, yapay zekânın yalnızca bir teknoloji aracı değil, birçok kişi için dijital bir danışman, dert ortağı ve düşünce aynası haline geldiğini gösteriyor. Sorular; korkuların, ilişkilerin, yalnızlığın ve anlam arayışının artık klavyeden yapay zekâya aktarıldığını ortaya koyuyor.
Kısacası insanlar yapay zekâya sadece cevap değil, kendilerini de soruyor.