Göklerin yeni hakimi pistte: KAAN’dan gövde gösterisi

TUSAŞ’ın paylaştığı videoda, 5’inci nesil savaş uçağının taksi testlerini başarıyla gerçekleştirdiği anlar mehter marşı eşliğinde izleyiciyle buluştu. Türkiye'nin savunma sanayisindeki vizyon projesi KAAN, geliştirme süreçlerinde yeni bir aşamayı daha geride bıraktı.

Türkiye’nin gururu milli muharip uçak KAAN, pistteki yeni görüntüleriyle dosta güven, düşmana korku saldı. TUSAŞ’ın paylaştığı videoda, 5’inci nesil savaş uçağının taksi testlerini başarıyla gerçekleştirdiği anlar mehter marşı eşliğinde izleyiciyle buluştu.

Türkiye'nin savunma sanayisindeki vizyon projesi KAAN, geliştirme süreçlerinde yeni bir aşamayı daha geride bıraktı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), milli gururun pist üzerindeki performansını gözler önüne seren yeni bir videoyu kamuoyuyla paylaştı. Hem karadan hem de havadan kaydedilen görüntülerde, KAAN’ın çevikliği ve teknik ekibin titiz çalışmaları dikkat çekti. "Yelkenler biçilecek" marşı eşliğinde servis edilen görüntüler, projenin geldiği noktayı bir kez daha kanıtladı.

KAAN’ın sunduğu stratejik avantajlar neler?

Geleceğin hava muharebelerinde kilit rol oynaması beklenen KAAN, donanımıyla rakiplerinden ayrılıyor. İlk test uçuşunu 21 Şubat 2024’te başarıyla gerçekleştiren ve 13 dakika boyunca havada kalan milli uçak, 6 Mayıs’taki ikinci uçuşunda 10 bin feet irtifaya ulaşarak 230 knot hızı yakaladı. Yapay zeka destekli nöral ağ sistemleri, süpersonik hızlarda hassas vuruş kabiliyeti ve dahili silah yuvaları, KAAN’ı modern bir 'savaşçı' haline getiriyor. Çok rollü görev tanımıyla hem hava-hava hem de hava-yer hedeflerinde üstün bir hakimiyet sağlayan platform, Türk semalarının güvenliği için kritik bir teknoloji sunuyor.

Teslimat takvimi nasıl ilerliyor?

Prototip çalışmaları hız kesmeden devam eden KAAN’ın 2028 yılına kadar tüm test aşamalarının tamamlanması hedefleniyor. Milli muharip uçağın Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girişi ise 2028 yılının sonuna planlanmış durumda. Gelecek on yılın stratejik savunma doktrininde önemli bir yer tutacak olan yerli savaş uçağının, 2030’lu yıllardan itibaren ise tamamen yerli motor gücüyle göklerdeki yerini alması öngörülüyor. Türk mühendisliğinin ulaştığı bu zirve noktası, Türkiye’nin tam bağımsız savunma sanayii hedeflerinde en önemli basamaklardan biri olarak gösteriliyor.

İLGİLİ HABERLER