© Muhalif 2024

Belediyeler, filolarını çevreye ve doğaya dost elektrikli araçlardan oluşturmayı düşünür mü?

Elektrikli araçların sektördeki yükselişi otomotiv endüstrisinde büyük bir devrim yarattı. Bu sadece bir devrimle kalmadı aynı zamanda geleneksel fosil yakıtla çalışan otomobillere sürdürülebilir ve çevre dostu bir alternatif sundu.

Oğuz Büber - Muhalif Analiz

Fosil yakıt tüketiminin gezegenimizin geleceği üzerindeki zararlı etkilerine dair hepimiz fikir sahibiyiz. İklim değişikliğiyle mücadele etmek ve hava kalitesini iyileştirmek istiyorsak elektrikli araçları bir çözüm olarak görmek bizler açısından kaçınılmaz olandır.

Elektrikli araçların çevre açısından daha iyi olmasının başlıca nedenlerinden birisi, içten yanmalı motorlu araçlarla kıyasladığımızda sera gazı emisyonlarını önemli miktarda azaltmalarıdır. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, ‘ulaşım’ küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık dörtte birinden sorumludur ve bunun büyük bir kısmı karayolu taşıtlarından kaynaklanmaktadır. Elektrikli araçlar sıfır egzoz emisyonu üretir. Yani, atmosfere doğrudan herhangi bir karbondioksit ya da diğer zararlı kirleticilerden salmazlar. Bu durumun, karbon ayak izimizi azaltarak iklim değişikliğinin hafifletilmesi konusundaki etkisi tahmin edebileceğimizden oldukça fazladır.

Sadece bunlar da değil tabii, elektrikli araçlara geçiş özellikle hava kirliliğinin kalıcı bir sorun olduğu kentsel alanlarda hava kalitesinin iyileştirilmesine de yardımcı olmaktadır. İçten yanmalı motorlu taşıtlardan kaynaklanan egzoz emisyonlarının, solunum yolu hastalıkları ve kardiyovasküler hastalıklar dahil olmak üzere ciddi sağlık etkileri olan duman oluşumuna ve zararlı partikül maddeye katkıda bulunduğunu bilinmektedir. Elektrikli araç kullanımı benimsenerek zararlı emisyonlar önemli ölçüde azaltılabilir, herkes açısından daha temiz ve daha sağlıklı ortamlar yaratılabilir.

Batarya teknolojisinde yaşanan teknolojik gelişmeler ve şarj altyapısının hızla yaygınlaşması, elektrikli araçları hiç olmadığı kadar pratik ve kullanışlı hale getirmiştir. Günümüzün elektrikli araçları, genellikle tek bir şarjla 320 km’yi aşan etkileyici sürüş menzillerine ulaşmaktadır. En az bunun kadar önemli diğer bir detay ise; hızlı şarj istasyonlarının gelişmesiyle beraber, elektrikli bir aracı şarj etmek için gereken süre önemli bir ölçüde azalmış ve  artık elektrikli araçlarla da uzun mesafeli seyahatler gelecek yıllar için düşünülen bir hayal olmaktan çıkarak bugünün gerçekliği haline gelmiştir.

Elektrikli araçların genel bakım maliyetlerine baktığımızda da, daha az hareketli parçaya sahip olmaları, düzenli yağ değişimi ve motor ayarı gerektirmemeleri sebebiyle geleneksel araçlarla kıyasladığımızda daha düşük fiyatlara geldiğini belirtebiliriz.


Elektrikli araçların doğa ve çevre için birçok avantajı bulunduğunu detaylarıyla sizlere açıkladık. Diyebilirsiniz ki avantajları var ancak bu sistemi hayata geçirmek bu kadar kolay mı? Örneğin araçların şarj istasyonları nerelerde konumlanacak ve kullanımın yüksek olması durumunda istasyonlar nasıl yüksek miktarda araca yetebilecek? Yaygın şarj ağının geliştirilmesi nasıl sağlanabilecek?

Bu anlamda baktığımızda işin içerisine; devlet, özel sektör ve uluslararası kuruluşları içeren ortak çabalarla ancak topyekün bir gelişme sağlanabileceği görülebilir. Ya da düşünceme göre bu ateşi yakmaya gönüllü belediyeler olabilir.

Neden belediyeler?

Çünkü belediyelerin kullandığı araçların il ya da ilçelerin sınırları içerisinden çıkmasına ekseriyetle gerek yoktur ve elektrikli araçlar tek bir şarj ile belediye çalışanlarının günlük ulaşım ihtiyacına rahatlıkla yanıt verebilecek niteliktedir.

Şarj istasyonlarının belediye eliyle belirli yerlere yerleştirmesi ülke geneliyle kıyasladığımızda çok daha kolay olacaktır. Ki il ya da ilçenin her bölümüne istasyon kurmak gibi bir gereksinim olmayabilir, belirli başlı yerler ihtiyacı karşılayabilecektir.

Mevzuata da baktığımızda çevre ve çevre sağlığı belediyelerin sorumlu olduğu konular arasında geliyor. Yani daha temiz bir doğa için önce belediyelerden başlanabilir. Tamamıyla çevreye karşı olan doğayı kirleten (fosil yakıt kullanan) araçlar terk edilerek elektrikli araçlara geçişte öncü haline bu yerel kurumlar gelebilir. Sadece çevre kirliliği değil gürültü kirliliği de ortadan kaldırılacak diğer bir faktör olacaktır.

Belediye açısından baktığımızda göz önünde bulundurabilecek önemli kıstaslardan birisi de maliyet. Elektrik, benzin veya dizel yakıttan çok daha ucuza gelmektedir. Bakım maliyetlerinin de geleneksel araçlarla kıyasladığımızda yok denecek kadar az olduğundan bahsetmiştik. Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla bu kalemlerde çok daha uygun fiyatları göreceğimizi söylesek yanlış olmaz.

Dünyada özellikle elektrik tüketimi fazla olan ülkelerde otobüs ve taksinin elektrikli hale döndüğünü  görüyoruz. Çin, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri elektrikli araç konusunda öncülük yapıyor. Belediye olarak baktığımızda ise Çin Shenzhen’de tüm otobüsler ve taksiler elektrikli hale getirildi. Bu şekilde 2025 yılına kadar elektrikli otomobiller ve otobüsler yeni satışların yüzde 60’ını oluşturuyor.


Acaba Türkiye’de var mı?

Elektrikli araçlara dair tüm bu bilgileri anlattıktan ve neden belediyelerde uygulanması gerektiğini söyledikten sonra hiç de bir umut bağlamadan ‘Türkiye’de acaba böyle bir girişimde bulunan belediye var mı?’ diye araştırdım.

Açıkçası olduğuna dair bir umudum yoktu. Ancak beni oldukça şaşırtan bir sonuçla karşılaştım. Bursa’nın Nilüfer Belediyesi bu alanda öncülük yaparak araç filosuna 65 elektrikli otomobil dahil etmişti. Daha önemli olan ise bu araçlarının alımının sadece ilk etap olması ve zaman içerisinde belediyenin araçlarının tamamının elektrikli araçlardan oluşacak olması hedefi.

Nilüfer Belediyesi yukarıda bahsettiğimiz gibi, attığı adımla ‘hem fosil yakıt kullanan araçlara oranla hava kirliliğinin önüne geçen hem de gürültü kirliliğine yol açmayan elektrikli araçları bünyesine katmış oldu.

Darısı tüm belediyelerin başına…

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER